Genç, bir başkasının evinde vefat ettiği için sahabe-i kiram Hazreti Ömer’e haber vermeden götürüp hemen onu defnederler. Hazreti Ömer gibi yüksek firasetli bir insanın onun yokluğunu fark etmemesi mümkün değildir. Bu sebeple onu cemaat arasında göremeyince, “Falan nerede?” diye sorar. Sahabe de olup biteni anlatır. Bunun üzerine Hazreti Ömer gencin mezarının başına gider ve وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ جَنَّـتَانِۚ “Allah’ın huzuruna çıkacağından tir tir titreyen kimseye iki cennet vardır.”45 âyetini okur. Tam o sırada birdenbire mezardan yükselen şu sesle ortalık lerzeye gelir: “Rabbim bana onun iki katını verdi.”46
6. İnfak Kahramanları
Hadiste zikredilen diğer zor bir mesele de sağ elin verdiğinin sol el, sol elin verdiğinin de sağ el tarafından bilinmeyecek ölçüde sadakaların gizlenmesidir. Esasen burada bir teşbih (benzetme) söz konusudur. Bu teşbihle hayr u hasenatın hiç kimseye duyurmadan yapılmasının önemine işaret edilmektedir. Zira buna dikkat edildiği takdirde bir taraftan riya ve süm’anın en küçüğünden bile uzak kalınmış, diğer yandan da sadaka verilen kimseler minnet altında bırakılmamış olacaktır. Ayrıca ihlas da zedelenmeyecektir.
Bilindiği üzere Osmanlı’da bu gibi hadislerin de işaretiyle sadaka taşları ortaya çıkmıştır. İnsanlar yapacağı yardım ve bağışları oraya götürüp bırakmışlar; ihtiyaç sahipleri de ihtiyacı ölçüsünde bunlardan istifade etmiştir. Böyle bir sistemin kurulabilmesi esasen toplumun ne ölçüde müstakim olduğunu; hırsızlık, gasp ve kapkaççılık gibi suçların o toplumda yer bulamadığını da göstermektedir.