Evet, çevremizde olup biten her şeyin mutlaka bize ifade ettiği bir kısım mânâlar vardır. Diyelim ki siz bir yerde konuşurken çok terlediniz ve sıkıldınız veya elinizin bir hareketiyle yanlışlıkla bardağı devirdiniz ya da yürürken ayak sürçmesine maruz kaldınız. Hemen bu tür olayların sizin için ne ifade ettiğini, sizin ne tür bir hata ve eksiğinizin cezası olabileceğini düşünmelisiniz. Zira âyet-i kerimenin bize ifade ettiği mânâya göre esasında başımıza gelen her musibet, bizim kendi ellerimizle örüp başımıza taktığımız bir külah gibidir.95 Eğer bu tür olup biten hâdiseleri sadece dış yüzleriyle anlar ve onları sadece bir kısım zahiri sebeplerle irtibatlandırmaya çalışırsanız, meseleleri daraltmış olursunuz. Hâlbuki hâdiselere genişçe baktığınızda, onların maddî sebeplerinin arkasında bize ifade ettikleri daha farklı mânâları da okuyabilirsiniz.
Bir yeriniz ağrıdığı zaman, bunu zahiri sebeplerle irtibatlandırarak, tedavi adına bir kısım yollara tevessül edebilirsiniz. Esasen bunda herhangi bir mahzur yoktur, bilakis bize verilen sıhhat nimetini muhafaza adına üzerimize düşen bir vecibedir. Fakat nazarınız sadece burada kalır ve maruz kaldığınız bu sıkıntının arkasında Müsebbibü’l-esbâb’ı göremezseniz hata edersiniz. Zira başa gelen musibetler, bir kısım sürçme ve kaymalarımızın neticesi olabileceğinden, bizde istiğfar duygusunu tetiklemek için meydana gelmiş birer sinyal gibidir. Bize düşen, bu sinyali doğru okuyarak tevbe ve istiğfarla Allah’a yönelmektir. Eğer bu konuda gaflete düşersek, daha büyük sıkıntılar kapımızı çalabilir.