Cenâb-ı Hak her nebiyi farklı bir hususiyetle mümtaz kılmış ve bu imtiyazla nazara vermiştir: Hz. Âdem bir safiyy, Nuh Nebi ise bir neciyy, Hz. İbrahim hulletle mümtaz bir halîl, Hz. Musa apaçık bir kelîm, Hz. İsa ise ruh ile serfiraz bir rûhullahtır. Bu yüce evsâf yanında Efendimiz’e takdir buyurulan pâye ise “Habîbullah” unvan-ı celîli olmuştur. Miraçta Allah Resûlü, her nebiyi, makamının remzi bir semada Allah’la münasebet içinde bulur ve Hz. Musa’yı altıncı kat semada, Hz. İbrahim’i yedinci tabakada ziyaret eder.11 Kendisi ise yürür sonların sonuna; ulaşır ruhanîler burcuna ve melekten merhaba görür.. “kâb-ı kavseyni ev ednâ” iklimine erer.. “bî huruf u lafz u savt” özel bir vahiyle şereflendirilir.. inkişaf etmiş letâifinin mercekleriyle görünmezleri temâşâ eder, duyulmazları duyar, bilinmezleri bilir ve “Cennetü’l-Me’vâ”yı aşarak “Sidretü’l-Müntehâ”ya ulaşır; ulaşır ve bütün yükselmelere de, kurbetlere de son noktayı koyar.
Ne var ki O, yürüdüğü bu yolu kendi vilâyetinin gölgesinde, arkasından gidenlere hep açık tutar; maiyyete terettüp eden lütuflardan herkesin istifade etmesi için de –kaynağı Hak’tan– her zaman cömert davranır.
Dipnotlar
- 11Bkz.: Buhârî, bed’ü’l-halk 7, enbiyâ 24; Müslim, îmân 266, 267, 271, 272, 278.