Mükâşefe-i ayn, ilâhî nurların, sâlikin kalb ufkunu aşarak, onun umum letâifini ihata etmek suretiyle bütünüyle duygularda hissedilip yaşanması mertebesidir.. tabir-i diğerle o, medlûlu deliller üstü duymanın, zevketmenin unvanıdır. Seyr-i ruhanîsinin mebdei olması itibarıyla, bu mertebenin en büyük kahramanı olan Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (sallallâhu aleyhi ve sellem), başta Miraç olmak üzere, hayat-ı seniyyelerinin zirvelerinde, –O’nun hayatı hep zirvelerde geçmiştir– sürekli mükâşefeden müşâhedeye yürüyerek, her zaman esrar-ı imanı duyup zevketmiş; Cennet, Cehennem, melekler, hatta kader kalemlerinin cızırtılarına kadar ötelerle alâkalı en sırlı şeylere muttali olmuş, sonra da dönüp asliyet planındaki bu müşâhedelerini, cüz’iyet ve zılliyet zeminindeki bendelerine armağan ederek geçip gittiği kapıları aralık bırakmış; dahası, yürüdüğü yolları, kalblerdeki mârifet nurlarına göz kırpan reflektörler gibi ışığa açık işaretçilerle teminat altına almış ve gezip temâşâ ettiği makamlarda; 2مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى fehvâsınca gözü kaymadan, bakışı bulanmadan ve başı dönmeden dolaşmış, sonra da bu kevn ü fesadın dahasına tahammülü olmadığı bir noktada, yolu da yolculuğu da arkasındakilere emanet ederek اَللّٰهُمَّ الرَّف۪يقَ الْأَعْلٰى3 deyip Rabbine yürümüştür. Arkadan gelen vefalı dostları da, bu mükâşefe yolunda, sebepleri ve neticeleriyle miras aldıkları bu ruhanî seyahat ve temâşâyı sürdürmüş; his, müşâhede ve duygularında, yerinde keskin ve isabetli içtihadlarıyla, yerinde: 4يَا سَارِيَةُ الْجَبَلَ الْجَبَلَ gibi boşalma ifade eden sözleriyle, yerinde: “Perde-i gayb açılsa yakînim ziyadeleşmez.”5 türünden sır vermeleriyle ve yerinde de: “Ümitvâr olunuz şu istikbal inkılâbatı içinde en yüksek ve gür sadâ İslâm’ın sadâsı olacaktır.”6 gibi bişaretleriyle seslendirmiş ve mükâşefenin değişik televvünlerinden ne resimler ve ne mânâlar sunmuşlardır.!
Dipnotlar
- 2 Necm sûresi, 53/17.
- 3 Buhârî, fedâilü’s-sahabe 5, meğâzî 83-84, merdâ 19; Müslim, selâm 46.
- 4 Ebû Nuaym, Delâilü’n-nübüvve s.579; el-Beyhakî, el-İ’tikâd s.314.
- 5 Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 10/203; es-Sübkî, Tabakâtü’ş-Şâfiiyyeti’l-kübrâ 6/61.
- 6 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.126 (İlk Hayatı).