tırmamak ve ondan nefret ettirmemek; bilakis onun yaşanabilir olduğunu göstermek ve sevdirmek, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) emridir. Halis mümin, insanları neyin kaçırıp, neyin çekeceğini çok iyi hesaplamalı ve her zaman şefkat ve mülayemetle gönülleri kazanmaya çalışmalıdır.
Dinden Soğutanlar
Maalesef günümüzde niceleri, kabalık ve sertlikleriyle insanlarla dinin arasına giriyor. Nerede ne söyleyeceklerini bilemediklerinden, kime karşı nasıl davranılması gerektiğini doğru tayin edemediklerinden insanlarda dinî değerlere karşı antipati uyandırıyor.Müslümanların Allah Resûlü’nün takip ettiği usulü yeterince takip etmemeleri, meseleleri makul ve yumuşak bir üslupla sunmamaları şimdiye kadar bize çok pahalıya mâl oldu. Pek çok kimse bu yüzden dinden soğudu, mabetten uzaklaştı. Meselelerimizi, balyozla kafalarına vuruyor gibi kabalıkla ve huşunetle arz ettiğimizden ötürü bizden ürktüler, kaçtılar. Yanlış usul ve üslubumuzla insanların ümitlerini kırdık. Hatalarını yüzlerine vurarak, onlara liyakatsiz olduklarını söyleyerek, dini onlara zor göstererek Allah’la kullarının arasına girdik. Çok basit hatalarımız yüzünden ağır faturalar ödemek zorunda kaldık.Şu tür ifadeleri hepimiz duymuşuzdur: “Bir kere bayram namazına gittim, gitmez olaydım.” Veya nicelerinin imam yüzünden camiden uzaklaştığına şahit olmuşuzdur. Nice vaiz, sözleriyle insanları kaçırmıştır. Demek ki baltayı taşa vuruyoruz. Kim bilir insanları dinden soğutan ne olumsuz şeyler konuşuyoruz. Siz ömründe bir kere camiye gelmiş insana, “Bütün sene hiç camiye gelme, cumaları bile kılma, sonra da kalk bir bayram namazıyla Allah’ın seni affedeceğini bekle, daha çok beklersin!” derseniz o da “Şu hâlde ben beyhude gelmişim.” düşüncesine kapılır ve bir daha gelmez. Oysaki bir irşat erine düşen vazife, söz ve tavırlarıyla böyle birine destek olmak, onun elinden tutmak, bir