Allah’ın muradının esas olduğunu da unutmaz, O’nun tecelli ve tasarruflarına saygıda kusur etmez.Özellikle kendilerini iman ve Kur’ân davasına adamış kimselerin murad-ı ilahîyi esas almaları ve bu istikamette bir ömür geçirmeleri gerekir. Allah’ın muradını öğrenebileceğimiz yegâne kaynak ise vahy-i ilahîdir, yani en başta Kur’ân-ı Kerim sonra da Sünnet-i Seniyye’dir. Onlar için bu ilahî mesajı anlamaktan, yaşamaktan ve başkalarına ulaştırmaktan daha önemli bir vazife yoktur. Bir hadis-i şerifte de ifade edildiği gibi onlar dünyaya, fena yüzüne bakan cihetiyle sinek kanadı kadar ehemmiyet vermezler.175 Cenab-ı Hakk’ın rızası, rıdvanı, rü’yeti ve vaadettiği ebedî saadet karşısında dünyanın ne kıymeti olabilir ki! Bu sebeple onlar dualarında sürekli, “Allah’ım Sana mülaki olmaya (kavuşmaya), Habibine mülaki olmaya, sevdiklerine mülaki olmaya gönüllerimizi aşk u iştiyakla doldur, itminana ulaştır.” der, inlerler. Kanaatimce kendi ruh âbidelerini yeryüzünde bir kere daha ikame etmeye azmetmiş insanların bundan başka bir derdi olmamalıdır.Bununla birlikte dünyaya perestiş eden insanlar, gerçek niyetinizi, neyin arkasında koştuğunuzu bilemediklerinden, sizin de kendileri gibi dünyalık arkasından koştuğunuzu zannedebilirler. Acaba bunların yönetimde gözleri mi var, bunlar şan u şöhret peşinde mi koşuyor, saraylarda rahat bir yaşam mı arzuluyor vs. diyebilirler. Onların bu tür yanlış değerlendirmelerini cehaletlerine verin ve mazur görün onları. Hatta Allah’tan onlar için de hidayet temennisinde bulunun; hidayete kabiliyeti olmayanları da O’na havale edin. Meşgul olmayın onlarla. Önemli olan, i’lâ-yı kelimetullah davasına sahip çıkan insanların en küçük bir zikzak çizmeden kendi güzergâhlarında yürümeye, her işlerinde murad-ı ilahîyi esas almaya devam etmeleridir. Belki bir gün bütün bütün istidat ve kabiliyetleri körelmemiş insan-