İçeriğe geç

methetmek suretiyle onların sırtına, altından kalkamayacakları bir ağırlık yüklememe de temel disiplinlerimizdendir. Bir şey anlatırken mübalağaya girmeme, kimseye kâmet-i kıymetinin üstünde değer atfetmeme ve bütün sözlerimizin realiteye uygun olmasına dikkat etme de… Dinimizin koyduğu bu ölçülere aykırı hareket edersek maksadımızın aksiyle tokat yiyebiliriz.İslamî ahlakın, İslam’a göre yaşamanın en önemli dinamiklerinden olan istikamet; ifrat ve tefritten, her türlü aşırılıktan uzak durma ve her şeye gerektiği ölçüde önem atfetme demektir. İşte bu mânâda “sırat-ı müstakim” erbabı her şeyi yerli yerine koyar. Mübalağalardan, insanları kaldıramayacakları şekilde sena etmekten uzak durduğu gibi, yapılan güzellikleri de görür, o güzelliklere vesile olanları –yukarıda zikredilen esaslara riayet ederek– takdir etmesini de bilir. Zira başkalarının yapmış olduğu hayırlı hizmetlerden bahsetme, onları sena etme, minnetle anma ve duada yad etme, kadirşinaslığın bir gereğidir. Böyle bir kadirşinaslık, insanları hayır hususunda daha da cesaretlendirecek ve motive edecektir. Bunlar, hasedin önünü alma ve kardeşliği muhafaza etme adına önemli ölçütlerdir.Diyelim ki bir yerde i’lâ-yı kelimetullah yolunda koşturan bir kardeşimiz var. Gerçekten hepimizin yüzünü güldürecek güzel işler yapıyor. Siz, bir yolunu bulup onun meziyetlerini öyle bir anlatmalısınız ki o, kendini anlatma ihtiyacı duymasın. Belki böyle biri, kendi yaptıklarını anlatma niyeti içindedir, hatta bunları kafasında planlamış, kurgulamıştır. Siz onun yaptıklarını öyle bir nazara verirsiniz ki ona anlatacak bir şey bırakmazsınız. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri de ihlas düsturlarını sayarken, kardeşlerinin meziyetleriyle şâkirâne iftihar etme prensibi üzerinde duruyor.120 Evet, bir meziyeti öne çıkaracak, onunla iftihar edeceksek bu, kendi meziyetlerimiz değil, kardeşlerimizin meziyetleri olmalı. Kendimizden bahsetmek yerine kardeşlerimizden bahsetmeliyiz. Böyle bir tavır hem hasedin önünü alacak hem bizi gurur ve ki-

178