İçeriğe geç

mutlaka herkesin eleştireceği, rahatsız olacağı bir davranışını bulur. Kiminin konuşmasından, kiminin el ayak hareketinden, kiminin iş yapma tarzından, kiminin bir başka tavrından rahatsız olur.Bediüzzaman’ın çok enfes bir sözü vardır: “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”76 Meseleye tersinden bakacak olursak, olumsuz düşünen, olup biten şeylerin hep çirkin taraflarını gören, küçücük şeyleri problem hâline getiren bir insan da hayatı kendi adına acılaştırır. Hemen her meselede yalnızca kendi sübjektif kıstaslarına dayandığı için gördüğü, duyduğu şeylerden rahatsız olur, dahası bunları rahatsız olunacak birer tavır ve davranış olarak kabul eder, sürekli bunlarla oturur, kalkar ve böylece kendi adına hayatı yaşanmaz hâle getirir. İnsan kendini güzel düşünmeye, güzel görmeye alıştırsa bir süre sonra olumsuz şeylerin körü hâline gelir. Farklı mizaçlar, meşrepler, mezhepler onu rahatsız etmez olur. Fakat bir kere daha ifade etmeliyim ki bu, iradenin hakkını vermeye, insanın kendini biraz zorlamasına bağlıdır.

Cennet Yolunun Zorluklarına Katlanma

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadislerinde Cennet’in “mekârih”le, yani nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle kuşatıldığını haber veriyor.77 Demek ki Cennet yolunda yürürken hoşumuza gitmeyen zorluklarla karşılaşacağız. Kemal-i hassasiyetle ibadetleri yerine getirme, haramlara karşı mesafeli durma gibi şeyler nefse ağır geldiği gibi, beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlara gerektiğinde tahammül etme, onların eza ve cefalarına katlanma da Cennet yolunun zorluklarındandır. Bu zorlukların üstesinden gelme, imanda derinleşmeye ve İslam ahlakıyla ahlaklanmaya bağlıdır. Cahiliye’de birbirini yiyen, boğazlayan insanlar daha sonra sarmaş dolaş olmuştur. Bunun sebebi, onların

106