Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) tevil-i ehadisten yola çıkarak ortaya koyduğu pek çok yorum vardır. O, çevresinde olup biten hâdiseleri çok iyi okumuş ve bunlardan çeşitli mânâlar çıkarmıştır. Hatta bazı sahabilerin isimlerini değiştirmesine bile bu açıdan bakılabilir. Netice itibarıyla burada Nebiyy-i Ekrem, (aleyhi efdalu’s-salavati ve ekmelü’t-tahiyyat) Ebû Zer Hazretlerinin ordudan geri kalmasından, onun hâl ve tavırlarından yola çıkarak istikbalde zuhur edecek bir durumu mucizevî bir beyanla bildirmiş olabilir.
Ebû Zerr’in Züht Anlayışı
Kur’ân, “sabıkûn-u evvelûn” olarak isimlendirdiği sahabe-i kirama farklı bir konum vermiştir.142 Dolayısıyla sahabe-i kiram hakkında konuşurken, onların başından geçenleri değerlendirirken mutlaka onların bu yüksek konumlarını göz önünde bulundurmalıyız. Bunun yanı sıra Hazreti Ebû Zer, şahsî yaşantısıyla, zühdüyle ve dinî hassasiyetiyle önde gelen sahabilerden biridir. Öyle ki Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadislerin-
de, “Ebû Zer yeryüzünde İsa b. Meryem’in zühdüyle yürür.” buyurmuştur.143
Ebû Zer Hazretleri, dünyaya ve dünya malına asla önem vermemiştir. Ona göre bir insan sadece iki maksat için dünyalık peşinde koşabilir: Ailesine helal rızık temin etmek, âhiret hesabına Allah yolunda infakta bulunmak. Dolayısıyla ihtiyaç fazlası olarak biriktirilen para ve malları “kenz” (dünya hırsıyla biriktirilen, stoklanan mal/servet) olarak görmüş ve servet sahiplerini bu hususta ikaz etmiştir.O, kimseden sözünü esirgemeyen, doğru bildiği hakikatleri her yerde haykıran bir karaktere sahiptir. Özellikle Şam’da kaldığı dönemde Müslümanların servet sahibi olmalarından, rahat