التَّامَّةِ، وَ الصَّ الَةِ القَائِمَةِ آتِ مُحَمَّدً ا الوَ سِ يلَةَ وَ الفَضِ يلَةَ، وَ ابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْ مُودًا
“ الَّذِي وَ عَدْ تَهُEy bu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın sahibi! Hz. Muhammed Aleyhissalâtü vesselam’ın Cennet’te makamını yükselt ve O’na fazilet ver. O’nu, kendisine vaadettiğin makam-ı mahmuda, yüce makama ulaştır.” şeklinde dua eden kimsenin, şefaatine nail olacağını bildirir.24
Salavattaki Efendimiz’e vaadedilen yüce makam, İsrâ Sûresinde25 zikri geçen makamdır. Allah Resûlü, bu makamın şefaat makamı olduğunu da ifade buyururlar.26Yani Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bununla ötelerde ümmetine ve tüm insanlığa el uzatabilme imkânlarını istiyor. Dolayısıyla yine burada da kendini değil, ümmetini ve bütün beşeriyeti düşünmekte, onların saadeti adına bir talepte bulunmaktadır.Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu gibi hadislerle bizlere, âhirette O’nunla bulunabilme, O’nun mazhar olduğu lütuflara mazhar olabilmenin yollarını da gösteriyor. Bu, Efendimiz’in ümmetine düşkünlüğünü gösterir. Kur’ân, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun ümmetine ne denli tutkun oldu-
ğunu ifade sadedinde şöyle der:ٌۘ لَقَدْ جَآءَكُمْ رَسُ ولٌ مِنْ اَنْـفُسِ كُمْ عَز۪ يز
“ عَلَيْهِ مَا عَـنِـتُّمْ حَر۪ يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْ مِن۪ينَ رَؤُفٌ رَح۪ يمٌSize, kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki herhangi bir zahmete uğramanız O’na çok ağır gelir. Size çok düşkündür; kalbi sizin için tir tir titrer. O, müminlere karşı pek şefkatli, pek merhametlidir.”27
Aslında Nebiyy-i Ekrem’e salât u selam getirme, bizzat
Allah tarafından emredilir. Âyet-i kerimede şöyle buyrulur: َّ إِن
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ ينَ اٰمَنُوا صَ لُّوا عَلَيْهِ وَ سَ لِّمُوا تَسْ ل۪يماً اهللَ وَ ٓمَلٰئِكَـتَهُ يُصَ لُّونَ عَلَى النَّبِـىِّ ط
“Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler. Ey
مد
Dipnotlar
- Buhârî, ezân 8, tefsîru sûre (17) 11; Tirmizî, salât 157; Ebû Dâvûd, salât 28.
- Bkz.: İsrâ Sûresi, 17/79.
- Bkz.: Buhârî, tevhid 24; Tirmizî, tefsir 18.
- Tevbe Sûresi, 9/128.