İçeriğe geç

Kanun ve sebepler de, madde gibi yokluğa doğru gitmektedir. İlim adamları, maddenin dağılması, yıldızların saçılması ve kıyametin kopmasını netice verecek pek çok sebep beyan etmektedirler. Sonlu olup, yıkılıp gitmeye mahkûm bulunanlar, yaratıcı olamazlar.

4. Kanunlar ve sebeplerin varlığı, başka sebeplere muhtaçtır

Kendilerinin var olmasına bizzat kendileri sebep olamayan ve bu yüzden de birer netice olan kanun ve sebepler, zincirleme olarak her zaman başka sebeplere muhtaçtır. Sonsuza kadar zincirleme uzanıp gitmesi mümkün olmayan sebeplerin bir noktada durması mecburî ve zarurîdir. Meseleyi müşahhaslaştırmak bakımından şöyle bir misal verebiliriz: Ağaca sebep çekirdektir; ya çekirdeğe sebep nedir? Tavuk, sebep olarak yumurtaya bağlıdır. Ya yumurta hangi sebebe bağlıdır?.. Veya bir elmayı ele alalım: Elma, sebepler plânında diyelim ki çiçeğe ve tomurcuğa; çiçek ve tomurcuk dal, kök ve gövdeye; onlar, çekirdeğe; çekirdek de toprağa, toprağın ihtiva ettiği elementlere, ısı, ışık ve havaya, dünyaya ve dünyanın belli bir ölçüdeki eğilimine… muhtaçtır. Bu şekilde sora sora varıp çekim kanununa dayanırız ama sorular yine bitmez ve hep “Ya o?” diye sormaya devam ederiz. Fakat neticede son bir noktada durma ihtiyacı hissederiz ki, işte bu son nokta, başlangıç itibarıyla ilk sebeptir.. ve o da hiç şüphesiz, artık “Ya o kime?” diye soramayacağımız bir Zât olacaktır. Aksi takdirde, her sebebe bir ilâhlık isnat etmek gerekir ki, bu da, zerreler adedince muhali kabul etmek demektir.

5. Kanunlar ve sebepler, hakikî ve zatî bir vücuda sahip olmayıp itibarî şeylerdir

31