Kur’ân’da, cinlerin Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kur’ân dinledikleri ve bu mevzudaki mütalâaları da anlatılır: Cinler, “Ey kavmimiz, doğrusu biz Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, Hakk’a ve doğru yola ileten bir kitap dinledik, dediler.”23Hadis kitaplarında da, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) onlara Kur’ân okuduğu ve dini tebliğ ettiği muhtelif rivayetlerle belirtilmektedir. Bu hâdiselerden birinde İbn Mesud (radıyallâhu anh)24, bir diğerinde ise Hz. Zübeyr (radıyallâhu anh), bir noktaya kadar Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) refakat etmişlerdi.
Cinler, insan kılığında görünebilecekleri gibi, hayvan şeklinde de görünebilirler. Yılan, akrep, sığır, merkep ve kuş kılığına girdikleri de anlatılmaktadır. Nitekim, Nahle Vadisi’nde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), onlardan biat kabul ederken, akrep ve kelb gibi herhangi bir hayvan kılığında görünmemeleri veya kendi suretlerinde, ya da daha başka munis bir surette tezahür etmeleri teklifinde bulunmuş, ümmetine de, “Siz evinizde böyle bir haşere gördüğünüzde, ona önce üç defa “Allah rızası için git!” deyin; belki o cin arkadaşlarınızdan olabilir. Eğer gitmezse, o zaman cin değildir; zarar verecekse, öldürebilirsiniz.” buyurmuşlardı.25 Bu, bir bakıma iki ayrı taifenin, iki ayrı cinsin veya iki ayrı sınıfın mukavelesi gibiydi ki, onun bu teklifine karşı cinler de, “Ümmetin her şeye besmele çeker, her şeyi kapatır ve muhafaza ederse, biz onların yiyecek ve içeceklerinden ne yer, ne de içeriz.” şeklinde söz vermişlerdi. Tabiî ki, cinlerin bizim yediklerimizden nasıl istifade ettiklerini bilemiyoruz. Belki havasından, belki kokusundan, belki de müteaffin keyfiyetinden istifade etmektedirler. Nitekim bir hadis-i şerifte, “Tezek ve kemiklerle taharetlenmeyiniz; çünkü onlar cin kardeşlerinizin yiyecekleridir.”26 buyurulur.
Dipnotlar
- 23 Ahkaf sûresi, 46/29.
- 24 İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân 7/274-285.
- 25 Ebû Dâvûd, edeb 162; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/27.
- 26 Buhârî, menâkıbü’l-ensâr 32.