Allah’ın (celle celâluhu) meşîet ve iradesi, varda da vardır, yokta da; yani, Allah’ın (celle celâluhu) yok olmasını dilediği yok, var olmasını dilediği de var olur.24 İmkân delilinde anlatıldığı gibi, âlemin ve eşyanın varlığı ile yokluğu müsavi olup, olanların olmasını, olmayanların da olmamasını tercih eden yine Allah’ın (celle celâluhu) meşîeti, iradesi ve kudretidir.
D. Halk-Yaratılış Açısından Kaza ve Kader
İleride yapacağımız şeyleri önceden bilir ve kafamızda tasarlarız. İkinci safhada, bu tasarılardan plân ve projeler yaparız; yani, kafadaki bu tasarıları kağıda döker, bir mühendis gibi yazar-çizer ve eğer arzu edersek, bu asıl nüshayı çoğaltabildiğimiz kadar çoğaltırız. Üçüncü safhada bu plân ve projeleri eşya hâlinde şekillendirmek, meselâ, bir bina veya bir başka şey yapmak isteriz. Bunu yapmadığımız takdirde ilim plânındaki tasavvurlarımıza dış elbise giydirememiş oluruz. Dördüncü safhada ise, bildiklerimizi pratiğe döker, taşıyla-tuğlasıyla, demiriyle, çimentosuyla, duvarları ve çatısıyla bir bina kuruveririz. Allah’ın (celle celâluhu) yaratması bunların hiçbirine benzemez ve akla gelen her şeyin verâsındadır ama, yine de O’nun (celle celâluhu) ilminde her şeyin bir tasarısı ve plânı vardır ve O, bunları Levh-i Mahfuz’da tespit buyurmuştur. Sonra, zamanın akışında yeri geldikçe bunları Kudret ve Meşîeti’nin taallukuyla ilimden, kudrete, ademden saha-yı vücuda çıkarır; yok iken var eder ve Ana Kitap’taki durumlarına göre, ilmî takdirden fiilen yaratma safhasına geçirir.
Dipnotlar
- 24 Yâsîn sûresi, 36/82; Ebû Dâvûd, edeb 110.