İçeriğe geç

Yapmak istediğiniz bir binanın plânı, kâğıt üzerinde dolabınızın çekmecesinde kaldığı sürece hiçbir fayda ve mânâ ifade etmeyecektir. Ama, çekmeceden çıkarılıp ona göre bir bina yapımına başlandığı ve bina ortaya çıktığı zaman, o plân mühim bir mânâ ifade edecek ve âdeta binanın temel sebebi mevkiine yükselecektir. Aynen öyle de, –lâ teşbih– insanın iradesi, üzerinde kendine göre çok önemli hizmetler îfa edecek, belki de pek çok kötülüklere sahne olacak bir binanın yapılacağı hatlar ve çizgilerden ibaret böyle bir plân gibidir. Bu plân üzerinde binayı asıl kuracak olan Allah’tır (celle celâluhu); fakat Allah (celle celâluhu), binayı kuracağı zaman, sizin irade-i cüz’iyyeniz olan plâna bakacaktır.. böylece iradeniz, zatında herhangi bir kıymet ve mevcudiyet ifade etmese de, Allah’ın (celle celâluhu) yaratmasına âdî bir sebep teşkil ettiğinden, kendi çapından kat kat fazla önem kazanacaktır.

Evet, her şeyi yaratan Allah (celle celâluhu) olmakla beraber, yine de hilkatte hiçbir zaman mutlak cebir değil, belki insan iradesinin sebep olduğu ‘şartlı cebir’ bahis mevzuudur. Allah (celle celâluhu), insanın fiillerini plân mesabesindeki iradesine göre yaratmakta ve nasıl davranacağını önceden bildiği için de, yarattıklarını ta baştan ‘Kader Kitabı’na yazmış bulunmaktadır.

237