Adanmışlara Verilen Lütuflar
Ne büyük nimettir ki bütün bu olumsuzluklar içinde Cenab-ı Hak, iman ve Kur’ân hizmetine gönül veren adanmışlara önemli bir fırsat ihsan etti. Onları bir tohum gibi dünyanın değişik yerlerine dağıttı. Onlara bulundukları ülke insanlarına ulaşabilecekleri imkânlar, müesseseler bahşetti. Bütün bunlar bugüne kadar yanlış anlaşılan meselelerin doğrusunu gösterme adına önemli birer fırsattır.Bu açıdan, kin ve düşmanlığa kilitlenmiş bazı kişilerin diş göstermelerine ve salya akıtmalarına takılmamak gerekir. Dar bir alanda yaşayan dar zihinli, nefret ve düşmanlığa kilitli bu kişiler size ön yargılı bakabilir. Kendileri akı kara gördükleri gibi başkalarına da karayı ak göstermeye çalışabilirler. Fakat öyle günlerdeyiz ki dünya kadar insan aydınlığı sizin etrafınızda arıyor. Size düşen vazife de enerjinizi sağa sola dağıtmadan, bütün istidat ve kabiliyetlerinizi gönül verdiğiniz gaye istikametinde kullanmaktır.Cenab-ı Hak bugüne kadar size ekstradan çok büyük lütuflarda bulundu. Olan şeyler tamamen O’nun lütuf ve ihsanıdır. Sahabe-i kirama, tâbiin-i fihâma ve onlardan sonra gelen mücedditlere, müçtehitlere, Selçukluya, Osmanlıya eda ettirdiği misyonu size de eda ettirdi. Neredeyse gitmedik ülke bırakmadınız. Dünyanın farklı ülkelerinde yüzlerce müessese açtınız. Allah’a binlerce hamd ü sena olsun. Nefis cümleden edna, vazife cümleden âlâ. Karıncalara, termitlere kendi güç ve kabiliyetlerinin çok üstünde kubbeler yaptıran Allah Teâlâ’nın, bizleri şart-ı âdi planında hangi sebebe binaen bu lütuflara mazhar kıldığını bilemiyoruz. Belki belli ölçüde sergilenen ihlas, belki de kardeşler arasındaki vifak ve ittifak Allah’ın lütfuna, tevfik ve inayetine davetiye olmuştur.Kıvamınızı koruduğunuz, duygu ve düşünce selametini muhafaza ettiğiniz sürece Cenab-ı Hak kim bilir daha başka ne lütuflarda bulunacak. Peygamber yolunda yürümeye devam ettiğiniz, makam ve mansıplara dilbeste olmadığınız, dünyevi çıkarlara