mi bilemiyorum. Bunun beni ciddi anlamda düşündüren ve endişelendiren bir husus olduğunu söyleyebilirim.
Kıvamın Korunması
Bu sözlerimle kimsenin ümidini kırmak, aşk u şevkini söndürmek istemem. Fakat genel ahvalimiz ve durduğumuz yer itibarıyla tekrar tekrar kendimizi gözden geçirmemiz, kendimizle yüzleşmemiz gerekiyor. Yüksek gayelere kendimizi adamışsak bunun gerektirdiği kıvamı da yakalayabilmeliyiz. Bu da sağlam bir imana ve insanın bazı şeyleri kendine kabul ettirmesine bağlıdır. Bunun için de herkesin iyi bir talim ve terbiyeden geçirilmesine ve sürekli motive edilmesine ihtiyaç vardır. Oturup kalktığımız her yerde Allah’la irtibatın güçlendirilmesi, Peygamber Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmet olma mülahazasının derinleştirilmesi çok önemlidir.İnsanı olgunlaştıran şeylerden biri de baş koyduğu davanın çilesini çekmektir. Zira çile çekmemiş, horlanmamış, ezilmemiş, pişmemiş ham insanların kendilerinden sıyrılmaları ve başkalarını düşünmeleri çok zordur.Günümüz İslam dünyasının problemi, dava ve mefkûre insanı eksikliğidir. Bugün bu eksikliğin ortaya çıkardığı arızalarla uğraşıyoruz. İlim, kitaplardan öğrenilebilir. İyi bir eğitimle bilgili ve kültürlü insanlar yetiştirilebilir. Fakat evc-i kemalât-ı insaniyeye müheyya (insanlığın en yüce seviyesine ulaşmaya hazır) insanlar yetiştirmek istiyorsanız bunun yolu, ilmin yanında, onlara yüksek bir gaye-i hayal aşılamaktan geçer. Önemli olan; okuduğu ve öğrendiği yüce hakikatleri arızasız kusursuz temsil edebilecek, onları bayraklaştırarak en yüce noktalara ulaştırmayı asıl maksat edinecek insanlar, inanmış, adanmış Müslümanlar yetiştirebilmektir.