olmadığını, son kırk elli yıl içinde pek çok şeyin değiştiğini göreceksiniz. İşte İslam dünyasındaki bu gelişme ve değişmelerden rahatsız olan bazı güç odakları, dinin temel dinamiklerinden habersiz, İslam’ın kriter ve kıstaslarını bilmeyen, hissiyatla ve hamasetle hareket eden bazı kişileri harekete geçirmiş ve onları kendi kirli emellerine alet etmek istemişlerdir.
Paranoya İhtiyacı ve Aldatılan Kitleler
Bugün maalesef İslam coğrafyasında yaşayanların hepsi aklı başında, dengeli düşünen, kendi kaynaklarını bilen insanlar değildir. Paranoya duygusunu tetikleyerek kendi çıkarlarına göre dünyada kamuoyu oluşturmak isteyenler cehalet ve fakr u zaruretten kaynaklanan bu zaafları görmüş, belli senaryolar hazırlamış ve neticede müsait insanları ya aldatmak ya da ilaçlarla robotlaştırmak suretiyle bu senaryolarda figüran olarak kullanmışlardır. Evet, ihmal edilmiş, cehalete mahkûm bırakılmış nesilleri kullanıp kitleleri aldatmışlardır. Aldanmamanın yolu ise bağışıklık sisteminizi güçlü tutmaktan geçer. Eğer mukavemet sisteminiz güçlü ise bünyeye girecek virüs ve mikropların hepsinin hakkından gelebilirsiniz. Fakat bünyenin bağışıklık sistemi zaafa uğradığında başkaları sürekli virüs enjekte edip bünyeyi yere sermek ister ve siz de buna engel olamazsınız.Küçülüp büzüşen günümüz dünyasında, Allah Resûlü’nün yoluna tâbi olan Müslümanların çok daha akıllıca hareket etmeleri, her adımı düşünerek atmaları, bir söz söylemeden önce o sözün nereye gideceğini ve karşı tarafta nasıl bir his uyandıracağını hesap etmeleri gerekir. Hele bulunduğu konum itibarıyla bir heyeti temsil eden insanların bu konuda daha hassas davranmaları önem arz etmektedir. Zira onların yapacağı bir hatanın cezasını, temsil ettikleri heyetin bütünü çeker. Mesela sıradan bir insanın ağzından, “Falanlar sizin caminize karşı şöyle bir saygısızlıkta bulundular. Siz de gidin ve onlara zarar verin.” cümlesi