mukabelesi ise şu şekilde olmuştur: “Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu.”36 Görüldüğü gibi onlar hem birbirlerini bilen hem de birbirlerini takdir eden insanlardı.
“Başka Bir Kızım Olsaydı Onu da Verirdim”
Hazreti Osman Efendimizin de kendine göre ayrı bir derinliği, inceliği vardır. Allah Resûlü (aleyhi ekmelüttehâyâ) ona bir kızını vermiş, o kızı vefat ettiğinde onunla diğer kızını evlendirmiştir. Bununla ilgili söz söyleyenlere cevap olarak Efendimiz (aleyhissalâtü vesselam), “Başka bir kızım olsaydı onu da verirdim.” buyurmuştur. Hazreti Osman’ın, haricî düşüncelerin İslam âleminin içine girdiği bir dönemde devleti huzur içinde idare etmesi de onun büyüklüğünü anlama adına çok önemlidir.
Farklı Derinlikler, Farklı Hususiyetler
Dört halifenin her birinin bazı durumlarda diğerlerinden üstün yanları olabilir. Zira bilindiği üzere hususi fazilette mercûh, râcihe tereccüh edebilir. Yani normal şartlarda birine kıyasla alt seviyede bulunan bir kimse bazı hususi faziletleri açısından onun önüne geçebilir. Bu açıdan onların her birini kendi karakterleriyle, kendi konumlarıyla, kıymet-i harbiyeleriyle ve mahiyet-i nefsi’l-emriyeleriyle ele almak, onlardan her birinin Efendimiz’e ait ayrı bir hususiyeti temsil ettiğine inanmak isabetli bir yaklaşım olacaktır. Bu sebepledir ki Hazreti Ebû Bekir’e “sıddık”, Hazreti Ömer’e kılı kırk yararcasına hakkı bâtıldan ayıran manasına gelen “faruk”, Hazreti Osman’a “zinnûreyn” (iki nur sahibi) ünvanı verilirken, Hazreti Ali’ye de “şah-ı evliya, haydar-ı kerrar, şah-ı merdan ve damad-ı Nebi” gibi sıfatlar uygun görülmüştür. Onların her biri sahip oldukları hususiyetler itibarıyla ulaşılmaz insanlardır. İnsan için müteal (çok yüce) kelimesini kullanmak doğru olmadığından bu kelimeyi onlar hakkında da
Dipnotlar
- el-Hâkim, el-Müstedrek 1/628.