Bu çerçevede, eseri, en az Türkiye çapında yeni bir aksiyonun, yeni bir başlangıcın startı olarak görmek mübalağalı olmaz. Nitekim müellifin müteakip ifadeleri arasında şu cümlelere de rastlayacağız: “Aile cemiyetin en önemli rüknüdür. Bu rüknün sağlamlığı millet ve devletin de sağlamlığı demektir. Öyleyse milletin ve devletin bu temel rüknü kat’iyen projesiz ve plansız bırakılmamalıdır.”
Tekrarla vurgulamak isterim: Bu eser, ismine bakılarak piyasada onlarcasına rastlayacağımız, çoğu kere terbiye vak’asını yeterince kavrayamamış kişiler tarafından, batılı yazarlardan anlaşılmadan aparılmış, –nice pasajlarında bizim dünyamıza, Türkiye’nin içtimaî şartlarına uyum sağlamayan– çocuk terbiyesi kitaplarıyla karıştırılmamalıdır.
Sözün başında isme takılmamızın esas mühim sebebi eserin muhtevasıdır:
Okuyucunun anlayacağı, alacağı, –pratiğe aktarılmasının şahsî gücü ve imkânı dahilinde bulunduğuna ikna olacağı– çok mesaj var.
Ve hemen belirteyim: Eserde, terbiye meselesi, anlaşılması gereken çap ve vüs’atte ve kendi şartlarımıza uygun muhtevada vaz’edilmiştir. Okununca görüleceği üzere, terbiyenin gayesi ferd ve aile planında iyi ve mükemmel kişilere ulaşmakla sınırlı değildir. Asıl gaye, Hocaefendi’nin orijinal ifadesiyle: “Büyük Türkiye’nin geleceğine bir katkı –ki bu her vatandaşın mefkûresi olmalıdır– ideal fert ve ideal ailelerin mevcudiyetine vâbestedir.” Bu telâkkinin sevkiyle, kitapta öncelikle “evlenme” ve “aile” bahislerine yer verilmiş, terbiye ile ilgili bahisler müteakiben ele alınmıştır.
Sistematik
Eserin sistematiği de dikkat çekici. Terbiye hâdisesi, belli yaşa gelmiş çocukların eğitilmesi gibi hayatın bütününden kopuk münferit bir vak’a olarak algılanmaz. Bilakis, âyet ve hadislerde yer verildiği üzere, anne olarak seçilecek kadında aranacak evsaftan başlatılıp ölünceye kadar safha safha devam eden uzun bir vetire olarak telâkki edilir. Ve bu anlayışın gereği olarak;