İçeriğe geç

İman, insanı değerler üstü değerlere yükselten fevkalâde önemli ve hayatî bir intisabın unvanı; küfür ise, onun zıddı ve tersi olarak içine düşen tâli’sizi değersizliğe mahkûm eden ve onun ufkunu karartan korkunç bir olumsuzluğun adıdır. İman, en baş döndürücü irtifaların bile ona nispeten kuyuya dönüştüğü semavî bir yükseklik ve zirve; küfür ise, en derin kuyuların bile onun yanında kubbeleştiği ürperten bir çukur ve göçüktür. Yakasını ona kaptıran bir tâli’siz, ömür boyu hep bir uçurumun kenarında bulunuyor gibi sürekli ürperir, titrer; vicdanındaki boşluğu bir gayya, bir Cehennem gibi duyar ve ölümü de her zaman ebedî bir yıkılıp gitme şeklinde hisseder. Tabiî ötede de, burada duyup hissettiklerinin tecessümüyle karşılaşır ve bir lanetlik gibi gezdiği hemen her yerde lanet sağanaklarına maruz kalır. “İnkâr edenler ve hayatlarını inkârla noktalayanlar var ya, işte ötede, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetleri üzerlerine olanlar onlardır.”1 gerçeğini gözleriyle görür ve çırpınır durur bir boşluk içinde; ne tutunacak bir dal bulabilir, ne de şefkatle kendine uzanan bir el. Vurunur, dövünür bir çaresizlikle.. ve çığlık çığlıktır sürekli ama; artık hiçbir şeyin fayda vermeyeceği de açıktır.. evet “İnkâr edip küfre düşenlerin ne mallarının ne de evlatlarının o gün, Allah’ın vereceği cezayı savma adına hiçbir yararı olamaz/olmayacaktır.”2

325