Aslında, böyle bir mazhariyet için kim bilir daha ne tür ciddî hazırlıklara ihtiyaç var ve ne ağır sıkıntılara katlanmak icap edecek.! Evet, insanlığı mukadder o zirvelere taşımak isteyenler, kim bilir ne zahmetlere katlanacak, ne gâilelerle yaka-paça olacaklar.! Ne hayal ve melâl mevsimleri yaşayacak, ne olumsuzluklarla karşılaşacaklar.! Nice rüya ve hülya, nice plan ve proje heba olup gidecek.! Ve kaç defa ümitsizlik ve inkisarla burun buruna gelecekler.! Kaç defa kaba kuvvet gelip onların nezaket ve zarâfetlerine toslayacak; kaç defa taassup ve mantıksızlık bir kezzap gibi temsil ettikleri akl-ı selîmin üzerine akacak.! Kaç defa onların gözünün içine baka baka menfaat ve çıkar duygusu millî ve tarihî değerleri, şurada-burada âdî bir metâ gibi peyleyecek.! Daha ne kadar merhaleler aşılacak, ne kadar çileler çekilecek, ne kadar ham ruhlar olgunlaşacak.! Ne kadar mağrur ve mütekebbir ruhlar tebaha gelip ezelî ve ebedî hakikate uyanacak.! Ne kadar gönül merhamet ve insanlık duygusuyla doygunluğa ulaşacak ve ne kadar ilâhî tevfîkin imdada koşmasına yakarışlar çekilecek..!
Kim bilir bize bu koskoca mirası bırakanlar, ne kadar ağlayıp inlediler.? Bugün evirip-çevirip istifade ettiğimiz değerleri elde etmek için ne cenderelerden geçti ve ne ölümlerle yaka paça oldular.? Şimdilerde har vurup harman savurduğumuz millî ve dinî değerlerimiz, kim bilir onlara neye mâl oldu.?
Rahmeti Sonsuz’dan niyaz ederiz ki, gerçek bedeli dünyalarla ölçülemeyecek kadar büyük olan o ulu günlerin hakikî fiyatlarını bizden talep etmesin…