Bu yolda; basiret ve idrak erbabına, yerinde sağanak sağanak ve yerinde çiseleme ve çiy şeklinde gelen vâridler, hep aynı değer, aynı evsaf, aynı renk, aynı şive ve aynı dalga boyunda gelmezler. Yol boyu her zuhur ve tecelli, inancı ve ihlâsı ilk şart olmak üzere her hizmet erinin, ufkunun berraklığı, gönlünün şeffaflığı, idrakinin enginliği ve metafizik yanının derinliği ölçüsünde sık sık karşılaşacağı birer seyahat armağanıdır. Bu armağanların kimisi, mahfazasından bellidir ve şuurla buluşur-buluşmaz da hemen şükre dönüşür.. kimisi, motif ve sembol ambalajlıdır; ancak dikkat ve basiret nurlarıyla çözülebilir.. kimisi, cismaniyet ve beden ufkuna çarparak simsiyah bir örtüye bürünür ve Hak’la münasebetimizi yenilememizi ve olumlu yorumlara kapıların aralanmasını bekler.. kimisi de günah ve hatalarımızın alacakaranlığında, yer yer Hak rahmetinin enginliği sayesinde ümitlerimizle buluşsa da, çok defa yeis ve hicranlarımızın rengine boyanarak –bunu biraz da havf ve recânın birbirine galebesi belirler ve icabında farklı bir tablo da ortaya çıkabilir– düşünce ufkumuza bir zift gibi akmaya başlar.