İçeriğe geç

Milletimizin, başka bütün ölçüleri aşan bir derinlikteki kuruluşunda, en büyük tesirin İslâm’a ait olduğunda şüphe yok. Bu millet, İslâm sayesinde, maddî hayattan ruhî hayata, gayr-ı nizamîlikten nizama, ufuksuzluktan gaye-i hayale, sınırlı düşünceden dünya ve ukbaları aşan nâmütenâhîliklere yönelmiş ve kendi derinliklerinin farkına varmıştır. Evet o, bilmem hangi tarihte yitirmiş olduğu gerçek değerlerini, üslûp, zarafet ve inceliğini İslâm’da bulmuş, ona gönülden sahip çıkmış ve asırlar boyu da hep ukba endeksli yaşamıştı. Yaşamış ve hareketlerini ibadet, sözlerini dua, bakışlarını merhamet ve incelik, beraberliğini de kuvvet hâline getirmişti.. ve yine İslâm sayesinde o, hislerden akla, mantıktan kalbe, muhakemeden ilhama yollar vurmuş.. yürümüş ve yükselmiş.. duygusuyla, düşüncesiyle, kültürüyle, sanatıyla ve bedîi zevkleriyle ebedî var olmanın sırlarını keşfetmişti.

Bugünkü kargaşa ve bunalımları da aynı ruhî zaferlerin takip edeceğine ve milletçe bir “ba’sü ba’del mevt” geçireceğimize inancımız tamdır. Evet, beşerî sefaletlerimizi tedavi edecek, ruhlarımızı kendi derinliklerine, kendi derinliklerinden de her şeyin gerçek kaynağına yönlendirecek geleceğin gönül erleri sayesinde, kaybettiğimiz şeyleri yeniden elde edeceğimize yürekten inanıyoruz. Eğer fantezi sayılmayacaksa buna bizim rönesansımız da diyebiliriz.

12