İçeriğe geç

Vâkıa, onlar bu ölçüdeki ledünnîliklere açılırken esbaba riayeti de kulak ardı etmiyorlardı. Aksine sebeplerle münasebeti fiilî bir dua kabul ederek himmetlerini hep onlarla barışık götürmeye çalışıyorlardı. Bu sayede zahiren birbirinden farklı gibi görünen bu iki husus onlarca bir mecrada çağlayana dönüşüyor, sürekli insan idrakine mülk ve melekût adına farklı şeyler fısıldıyordu.

Ama ne acıdır ki, bu iç içe güzellikler armonisi yanında bir kısım olumsuz hırıltılar da eksik olmuyordu. Yer yer şeytan ve avenesi yangına körük çekiyor.. dört bir yanda fitne ateşlerine benzin taşıyor.. dün diriliş erleri diye alkışladığı bu insanları caniler gibi göstermeye çalışıyor.. ve onları yok etme adına kâfirin dahi yapmadığını yapmaktan geri durmuyordu. Ne var ki, bu olumsuzluklar ne bir ilkti ne de son.. misliyet çizgisinde dünden bu güne hep devam edegelmişti; bundan sonra da zaman farklılığının yeni girdileriyle devam edecekti…

Aslında insanoğlu var olduğu günden beri, dimdik yürüyenlerin yanında düşe-kalka yol alanlar; çizgisini koruma hassasiyeti içinde “sırat-ı müstakim” diyenlere mukabil çizgisiz ve kuralsız sürüm sürüm sürünenler; “ahsen-i takvîm”e mazhariyete istikamet mukabelesinde bulunanlar, hayatlarını behâim patikalarında sürdürenler; mele-i a’lânın sakinleriyle atbaşı yürüyenler, şeytana ve nefse takılıp devrilenler; “istikamet” ve “sadakat” deyip hep Hak mülâhazasıyla yaşayanlar, inhiraftan inhirafa sürüklenenler hiç eksik olmadı, bundan sonra da olmayacaktır.

22