İçeriğe geç

Bırakın bu dünyada alkışlanmayı, takdir edilmeyi, parmakla gösterilmeyi, mü’min öyle bir vicdan enginliğine sahip olmalıdır ki o, öte dünyada ahiret nimetlerinden faydalanma mevzuunda bile kardeşini tercih civanmertliğini ortaya koyabilmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde âlimler ile zenginlerin Cennet kapısına geleceklerini ve her birinin diğerine öncelik vermek isteyeceğini haber vermiştir. Belki de bilemiyoruz böyle bir fedakârlık ve civanmertlikte Cennet-nümûn bir zevk ve haz vardır. Evet, belki de bir insanın, imamın arkasında saf bağlayan bir cemaat gibi geriye çekilip önceliği başkasına vermesinde öyle ledünnî ve ruhanî bir zevk vardır ki o, imamete tereccüh eder, ağır basar.

Esasında îsâr ruhunu yani başkalarını kendine tercih etme hasletini dar bir alana hasretmemek lazım. Evet, îsârı sadece yeme, içme, giyme meselesine indirgerseniz, çok geniş alanlı fe­da­kâr­lık mülâhazasını daraltmış ve onun ruhunu öldürmüş olursunuz. Hâlbuki adanmış ruhlar olarak siz, “Gözümde ne Cen­net sevdası ne de Cehennem korkusu var; milletimin imanını selâmette görürsem Cehennem’in alevleri içinde yanmaya razıyım.”77 diyecek kadar bu konuda yiğitçe ve dik bir duruş sergilemeli; kurtuluşunuzu başkalarını kurtarmaya bağlamalı ve böylece bu kısa hayatı başkaları için yaşamak suretiyle değerlendirmeye ve derinleştirmeye çalışmalısınız. Öyle ki, elinden tutup bataklıktan çıkmalarına vesile olduğunuz bin tane insanla öbür tarafta Cennet’in kapısı önünde karşılaşsanız, “Yâ Rabbi! Ben nail olduğum nimetlerin şükrünü tam olarak eda edebildim mi, yaptığım amellerde ihlâslı olabildim mi, bilemiyorum. Önce bu kardeşlerim Cennet’e girsinler.” diyecek kadar merdane davranmalısınız. Yani hem bu dünyada hem de ötede, her hâdisede kendi üzerinize bir çarpı çekmeli ve sürekli başkasını nazara verebilmelisiniz.

109