İçeriğe geç

Bence bunun için uzun bir dua maratonuna girilebilir. Zira Cenab-ı Hak, وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ أَكْبَرُ “Allah’ın rızası ise her şeyin üstündedir.”165 buyurmak suretiyle rıza-i ilâhînin; Cennet’e girmenin, Firdevs’e ermenin, Hazreti Muhammed Mustafa’yı (sallallâhu aleyhi ve sellem) görmenin ötesinde olduğunu beyan etmiştir. Fakat zannediyorum hiçbirimiz bu kadar uzun zaman rıza için dua etmedik. Yirmi beş sene boyunca “Allah’ım, rızan, rızan, rızan…” deyip içimizi dökmedik. Hâlbuki değil yirmi beş sene, o kadar ömrümüz olsaydı, bunun için iki yüz elli sene yalvarıp yakarmamız gerekirdi.

Hâsılı Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu ifadeleriyle Müslümanlara çok ulvî bir hedef göstermiştir. O hâlde Müslümanlara düşen vazife de ne yapıp edip bu hedefi yakalamaya çalışmak olmalıdır. Bunun için inanan her fert o hedefi benimsemeli ve onunla dertlenmelidir. Zaten kendisine hedef belirleyen insan, oturup kalkıp sürekli bu hedefi gerçekleştirmenin hülyasıyla yaşar. Öyle ki abdest alırken, namaza giderken hatta namaz kılarken bile zihni çok defa bununla meşgul olur. Neticede onun sürekli zihninde evirip çevirdiği ve her daim meşgul olduğu bu düşünceler nezd-i ulûhiyette birer dua şeklinde kabule karin olur ve Allah onları boşa çıkarmaz. Bu itibarladır ki biz Allah Resûlü’nün bir hedef olarak önümüze koyduğu rıza ufkunu yakalama adına sürekli gayret göstermeli, hep onu hecelemeli, hep onunla gecelemeli, bir yerden gelirken bir yere giderken hep onu düşünmeli ve hep onunla oturup kalkmalıyız.

280