“Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Çoğunu da Allah affeder.”86
Meydana gelen hata ve gediklerin, yaratılış gayesine muhalif bir şekilde gözün bakmasından, kulağın duymasından, zihnin değerlendirmesinden, ağzın konuşmasından, elin tutmasından, ayağın adım atmasından, hislerin ortaya konulmasından vs. kaynaklandığı ve bunların pek çoğunu da Allah’ın (celle celâluhu) affettiği bizzat Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın nassıyla ifade edilmektedir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde, كُلُّ ابْنِ اٰدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ “Her âdemoğlu hata yapar. Hata edenlerin en hayırlıları ise çokça tevbe edenlerdir.”87 buyurmak suretiyle, insan tabiatında hata yapma his ve duygusunun, daha doğrusu donanımının bulunduğuna dikkat çekmiştir. İşte burada önemli olan, insanın, hatasının farkına varması ve onu telafi etmeye çalışmasıdır. Râşit Halifeler bile yer yer “Keşke şu işi şöyle değil de böyle yapsaydım.” demek suretiyle kendilerini sorgulamış; bazı icraatlarında –kendi ufukları açısından– yanıldıklarını ifade etmişlerdir.
Hâdiselerin Dilini Doğru Okuma