İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim’de buna benzer çok sayıda âyet bulunmaktadır. Bu âyetlerin bazısı meseleyi akla, bazısı fikre, bazısı ise ilme bağlıyor. Bunların arasında nüans bulunsa da temelde hepsinin aynı noktaya işaret ettiği görülecektir ki bu da Allah’ın (celle celâluhu) âfâk ve enfüste yaratmış olduğu deliller üzerinde insanın düşünmesi, aklını kullanması ve tefekküre dalmasıdır.

Pek çok âyet-i kerimenin sonunun, لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ şeklinde hitama ermesi bize şu hususu da hatırlatmaktadır: Kur’ân-ı Kerim tefekkürü geniş zamana delâlet eden bir kiple ifade ederek nazarlarımızı sürekli aktif akla çevirmektedir. Evet, Kur’ân-ı Kerim, bir tek defa bile pasif akıldan bahsetmediği gibi, sadece maziye yönelik bir aklî ameliyeden de bahsetmez. Bilakis Kur’ân-ı Kerim, geniş zamanda sürdürülecek bir tefekkürden bahsetmek suretiyle, geçmişin yanında bugünün ve yarınların da tefekkür edilmesini ister. Dolayısıyla insan, geçmişle aklî ve mantıkî irtibatlar kurmanın yanında, yaşadığı çağı ve gelecek zamanı da tefekkür imbiklerinden geçirmeli ve her adımını makuliyet zemininde atmalıdır. Ayrıca söz konusu âyet-i kerimelerin aktif akla işaret etmesi, tefekkürdeki sürekliliği vurgulaması açısından da çok önemlidir.

Burada istidradî olarak bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Kur’ân’da yer alan bu tür âyet-i kerimelere meal verirken, genellikle “akletme” kelimesinin kullanıldığını görüyoruz. Fakat bu kelime, يَعْقِلُونَ lafzının mânâsını tam olarak ifade etmemektedir. Her ne kadar alternatif başka bir tabir bulunamadığından dolayı bu kelime ile iktifa edilse de bunun zayıf bir karşılık olduğunu da belirtmek gerekir. Belki bunun yerine, “aklı yürüterek eşya ve hâdiseleri okuma”, “tefekkür yoluyla akıldan hâsıl olabilecek ürünlere ulaşma”, “aklı değerlendirmek suretiyle varlığı sağma” vs. denilebilir.

İnsan Ancak Tefekkürle Kendini Keşfeder

231