İçeriğe geç

türünden iltifatlar yanında, dünyevilerin iltifatlarının ne ehemmiyeti olur ki! Allah’ın (celle celâluhu) bahşettiği sultanlığın yanında, “Bin canım olsa, ona kurban olsun.” dediğim Fatihlik ne olur ki! Bunlar güneşin yanındaki zerreler bile olamazlar.

Hulâsa, ellerindeki sermaye ile burada dünyayı peyleyen insanların, öbür tarafı peylemeye sermayeleri kalmayacak ve oraya eli boş olarak gideceklerdir. Fakat ellerindeki imkânları orayı peyleme istikametinde kullanan kimseler, oraya gittiklerinde çok farklı sürprizlerle karşılaşacaklardır. Yüce Allah, Kıyâmet Sû­re­si’nde insan tabiatına işarette bulunduktan sonra her iki grubun ahirette karşılaşacağı âkıbeti şu şekilde beyan etmiştir:

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ۝ وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَ ۝ وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ ۝ إِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ۝ وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ ۝ تَظُنُّ أَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ

“Gerçek şu ki, siz bu peşin dünya hayatına çok düşkünsünüz. Onun için ahireti terk edip durursunuz. Yüzler vardır o gün pırıl pırıl.. O güzel ve Yüce Rabbilerine bakakalır.. bir kısım yüzler de o gün pek ekşi bir hâldedir. Belini kıran darbeyi yediğini hisseder.”32

Rabbim hepimizi, o dehşetli günde yüzleri pırıl pırıl, apak olanlardan eylesin! Amin!

68