O’nun nuru o anda asıl mahiyetiyle temessül edivermişti. Dünyaya ait maddi varlığı yok olmuştu ve o esnada görülen sadece ilk nurdu. Zayıf bir rivayete göre O (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: أوَّلُ مَا خَلَقَ اللّٰهُ نُوري “Allah’ın yarattığı ilk şey, benim nurumdur.”205 İşte o esnada bu hadisle ifade edilen şey olmuştu. O zaman, اِنَّا للّٰهُ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ “Muhakkak ki biz Allah’a aidiz; vakti geldiğinde de yine O’na döneceğiz.”206 sırrı zuhur edivermişti. Allah’tan (celle celâluhu) gelen bu Zât (sallallâhu aleyhi ve sellem) urûcuyla Allah’a yükselmiş, imkân-vücub arası bir makama ulaşmıştı.
İşte bu seviyeyi yakalayabilen tek varlık insandır; o, kendisi için mukadder bu merdivenlerde ne kadar terakki ederse, Allah hakkında irfanı, iz’anı o nispette artacak; kalbini ne nispette kamçılar, duygularını ne nispette teşvik eder, şevke getirirse o nispette âlâ-yı illiyyîne çıkmaya namzet bir varlık hâline gelecektir. Aşağıya doğru düşmeye başlarsa –Allah muhafaza buyursun– esfel-i sâfilîne kadar yolu vardır. Cenâb-ı Hak bizi salih amelle esfel-i sâfilîne düşmekten muhafaza buyursun!
İsterseniz konuyu Hazreti Mevlâna’nın mübarek bir sözüyle noktalayalım: “Bazen melekler bizim incelik ve nezaketimize imrenirler; bazen de kabalık ve küstahlığımızdan şeytanlar tiksinti duyarlar.”207
200 Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, 17. Lem’a, 8. Nota; Mesnevî-i Nuriye, Zühre.
201 A’râf sûresi, 7/179.
202 Tîn sûresi, 95/4-6.
203 el-Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât 1/121.
204 Bkz. Necm sûresi, 53/9.
205 el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 1/265.
206 Bakara sûresi, 2/156.
207 Mevlâna, Mevlâna’nınRubaileri, s. 15 (61. Rubai).