İçeriğe geç

Bir diğer tecelli ise ehadî tecellidir ki, onu da herkes kendi kabiliyetine göre anlar. Allah, keremiyle, lütfuyla daha ziyade rahmaniyet ve rahimiyetiyle tecelli eder. O, geniş lütfuyla anlayamadığımız meseleleri enfüsi âlemde insanın vicdanına duyurur. Azametine uygun şekilde değil de, prizmadan geçirerek, regüle ederek, bizim istidatlarımızın seviyesine göre tecelli eder. Kur’ân nasıl tenezzülat-ı ilâhiye itibariyle beşer idraki seviyesinde, Allah’ın kelâm sıfatından gelen bir kitabıdır; aynı şekilde kâinat da Allah’ın kudret ve iradesinden gelen bir kitaptır. Kudret ve iradesinden gelen bu kitapta da bir tenezzül vardır. O tenezzülün keyfiyeti de ehadî tecellidedir. Yani o tecelli, artık Zât-ı ulûhiyetin tecellisinin, umumi tecellinin yanında, tenezzül edalı, bizim anlayabileceğimiz, gözbebeğimizin içine alıp sokabileceğimiz şekilde bir ehadî tecellidir ki, “Bismillahirrahmanirrahim” ona bakar veya o, “Bismillahirrahmanirrahim”in tecellisidir.

Bu iki tecelliden maksat şu da olabilir: İnsan ister kâinatın mevcudiyetiyle Allah’ın mevcudiyetine, isterse fena ve zevalleriyle O’nun bekasına istidlalde bulunsun, her iki şıkta da hem dünyasını hem de ukbasını mamur eder. Dünyada da ukbada da nur olur ve böylece iki tecelliye de mazhar olur. Ancak ben bu tevcihler arasından baştakini tercih ederim.

13 Sözler, Onyedinci Söz’ün İkinci Makamı.

14 Bkz. En’am sûresi, 6/76

40