Âyette sayılan ikinci mesele: “Yağmuru Allah indirir.” meselesidir. Zaten en çok itiraza uğrayan hususlardan biri de budur. Yani onlar kendi akıllarınca şöyle demektedirler: Yağmurun ne zaman yağacağı bugün meteorolojik tespitler neticesi söylenebilmektedir. Öyleyse bunu mugayyebattan saymak mânâsız olur…
Tabiî ki bu soruyu küfür namına imâle edenlerin gayeleri bu da değildir. Esas gaye Kur’ân hakkında tereddüt ve şüphe hâsıl etmektir. Zaten bizim cevap vermedeki hassasiyetimiz de biraz bu noktadan kaynaklanıyor.
Şimdi, bugün, modern teknoloji vasıtalarıyla onların bildikleri söylenen meseleler, acaba gaybla ne derece alâkalıdır? Aslında bütün şartları meydana gelmiş ve belirtileri şehadet âleminde görülmeye başlamış yağmura ait yaptıkları tahminin, gaybı bilmekle uzaktan yakından bir alâkası yoktur.
Çok basit bir misalle meseleyi tavzihe çalışalım. Bir odayı karbondioksitle dolduralım. Sonra da karbondioksiti gösteren elimizdeki aletler vasıtasıyla tespitler yapıp diyelim ki: “İki saat sonra, şu odada bulunanlar kendilerinde bir ağırlık ve baş ağrısı hissedecekler.” Şimdi, bizim bu tespitimiz vâki olursa, biz gaybı bilmiş mi olacağız! Hayır. Gayb bu değildir. Gayb, bilinmesini Cenâb-ı Hakk’ın sadece kendi Zâtına tahsis ettiği meselelerdir. Diyelim ki, gelecek sene veya önümüzdeki beş on sene içinde nereye ne miktarda yağmur yağacak bütün ayrıntılarıyla bunu bilmek gaybı bilmek olur ama, yarın nereye yağmur yağacağını tahmin etmek, gaybı bilmek değildir. Hem bazen söylenenlerin çıkmaması, bazen de söylendiği gibi çıkmaması da çok iyi bilmediklerini gösteriyor ki, zaten söyleyenler de söylediklerine “tahmin” demektedirler. Hem bırakın gelecek seneyi, yarın yağacak yağmurun miktarı hakkında bir şeyler bildikleri söylenebilir mi?