İçeriğe geç

Ben şahsen ne zaman bu hâdiseyi anlatan Fil sûresini okusam, Din-i İslâm’ın Kâbe-i ismetine tecavüz etmeye hazırlanmış ne kadar kefere ve fecere varsa, hepsinin aynı akıbete uğrayacağını tasavvur ederim. Ve ardından da لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ diye başlayan “Kureyş” sûresiyle de Allah’ın emn ü emânını düşünür ve Cenâb-ı Hak kendi yolunda yürüyenleri her türlü korkudan emîn kılacağı mevzuunda bir teminat ve bu teminatta da bir tazelenme hissederim.

Onun için sizler, size ait olan işleri yapmaya çalışın. Din-i Mübin-i İslâm’ın Kâbe-i ismetini koruma işini Cenâb-ı Hakk’a havale edin. O günkü Ebrehelere onu çiğnetmediği gibi, bugünkü Ebrehelere de çiğnetmez. Dünkü ebter gibi bugünkü ebter de çeker gider; gider de sizler bile şaşarsınız.

Biz, dünya çapında işte, böyle bir ümitle dopdoluyuz. Şu istikbal inkılâbatı içinde en yüksek ve gür sadâ İslâm’ın sadâsı olacaktır.6

“Gün doğmadan meşîme-i şebden neler doğar.”

(Rahmî)

108