İçeriğe geç

Diyelim ki mü’min; bir mal satacak, o malının ayıbını söylemesi, gerekir. Hâlbuki o, malın ayıbını söylediğinde, kazancı azalacak veya zarar görecektir. İşte buna rağmen, malının kusurunu söyleyen insan, içinde Rabb’e itaatten gelen bir inşirah hisseder. Biraz sonra Rabb’in huzuruna gelip namaza durduğunda, içindeki bu inşirah, onun namazdan elde edeceği feyze müsbet yönde tesir edecek ve böylece o da imanının tazeliğini ve zindeliğini korumuş olacaktır. İşte bunlar bizi Rabb’e götüren vesilelerdir. Zaten vesile aramamızı bizzat Kendisi emretmektedir.3 Allah Resûlü, mağarada kalan üç kişinin durumunu anlatırken, onların yaptıkları iyi amelleri nasıl birer vesile yapıp mağaranın ağzının açılmasını talep ettiklerini anlatır ve vesilenin önemine dikkati çeker. Bunlardan birisi, ana ve babaya karşı mürüvveti, diğeri iffeti ve bir üçüncüsü de hakka riayeti kendilerine vesile yapmış ve dua etmişler; böylece mağaranın ağzını kapayan taş da açılmıştır.4 Değil sadece hareket ve davranışlarımızda, bizler elimizden gelse, fizikî yapımız itibarıyla Allah Resûlü’ne benzemeye çalışırız. Evet, O’nun gibi göze, kulağa, burna, ağza sahip olmayı kim arzu etmez. Öyleyse, mümkün olmayan benzeme şeklinden mümkün olan benzeme şekline intikal ederek, ahlâkımızı ve yaşayış tarzımızı tam O’na uydurma gayretine gireceğiz. O’nun gibi yiyecek, giyecek, yatacak, kalkacak ve kulluğumuzu da O’nun gibi yapmaya çalışacağız.

Cenâb-ı Hak faize haram5 demişse, bir kuruşa bin kuruş dahi faiz verilse biz ondan tevakki edip kaçacağız. Yarın karşımıza bir alev, bir kor hâlinde çıkacak olan büyük-küçük bütün günahlara karşı da tavrımızı aynı şekilde ayarlayacağız.

26