1- Böyle birisi mutlaka, bir mârifet ehline gitmeli ve götürülmelidir. Böyle bir müdahale sayesinde, şüphenin marazî olup olmadığı, derinliği ve hangi hususlara dair olduğu ortaya çıkacaktır ki bu da tedaviyi kolaylaştırma ve şüpheyi gidermede önemli olsa gerektir.
2- Şüphe, inanç mevzularıyla alâkalı ise, o sahada; ibadetle ilgili ise, o hususta; düşünce sistemimize dairse, o yönde genişçe tahşidat yapılmalı; şüpheye sürükleyen sebepler nazara alınarak deliller getirilmeli ve tereddütler birer birer giderilmelidir.
3- Ayrıca, şüpheye düşen kimse; düşünce ufku aydın, kalbî ve ruhî hayatı olan kimselerle sık sık görüştürülmeli, onların hayat-bahş olan sohbetlerinden istifade ettirilmelidir.
4- Böyleleri için bazen imanca derin, ibadetçe zengin ve düşüncede istikamete ermiş kimselerin umumî manzarası da oldukça faydalıdır. Bu türlü hastaların, yurt içinde ve yurt dışında hemen her yerde, iman, ibadet ve ihsan şuuruna kilitli mü’minler görmeleri, çok defa bin nasihatten daha tesirli olabilir.
5- Bundan başka, şüpheci, mazinin zengin ve rengin atlasında sık sık gezdirilmeli; yüzü, tarih ve siyerin çağıltılarıyla, bencilliğin karanlık izbelerinden, kehkeşânların kol gezdiği şanlı geçmişimize çevrilmelidir. Bu yolla geçmişin aydın yüzünü ve gür soluklarını duyan hemen herkesin, ruhunu saran bulanık düşüncelerden kurtulduğu ve az-çok gönülde dirilişe yöneldiği çokça görülen vak’alardandır.
6- Şüphe bir hastalık hâlini almış ve etrafa da yayılma istidadında ise, hastanın bir hekim müşâhedesinde tecride tâbi tutulması ve hezeyanlarının toplum içinde yayılmasına meydan verilmemesi gerekir.