İçeriğe geç
“Ben ki hepsinden iştibâh ederim. Kime sorsan diyor ki yok haberim. Kim bilir belki hepsi vehmiyyât. Belki aldanmak ihtiyac-ı hayat. Kim bilir de belki hepsi doğru da ben Bîhaber kendi sehvî hissimden Varı yok bilmek istedim, yoku var İştibâh işte töhmetim, ne zarar… Kim bilir belki aslımız toprak Bunu bir muzdarip çamur yapmak Hangi hain tesadüfün işi bu Bunu bir Hâlık irtikâp etmez Halk eden mahveder harap etmez.”

Zavallı Fikret!.. Küfründeki aşırılığın, günümüzün reybîlerine göre çok geri kaldığını görseydi, kim bilir ne kadar hayıflanacak ve ne kadar öfkelenecekti?..

Ama, yine de o şüpheci, bedbîn ve karamsar düşünceleriyle, tenasüh görmüş, sanki günümüzün şüphecilerinin içinde yaşıyor gibi…

Burada reybîliğin çeşitlerini, delilleriyle red ve cerhetme durumunda olmadığımızdan onu felsefe kitaplarındaki tenkitleriyle baş başa bırakarak bir tek hususu belirtmede fayda mülâhaza ediyoruz. O da, her teşebbüsün başında, aksine ihtimal vermeyecek şekilde bir iman ve o imandan kaynaklanan bir irade ve sönmeyen bir azme ihtiyaç olduğu keyfiyetidir. Bunların birinde şüphe ve tereddüt, diğerlerinin de tesirini kırar ve akîm bırakır.

Mükâfat ve ceza gününe kat’î inanç, fert için de cemaat için de tekâmülde ilk şart ve en ehemmiyetli unsurdur. Bu inanç istikametinde, teklif edilen yolu yaşamaya gelince o, en akıllıca bir davranış ve en ehemmiyetli bir hamledir. Bir insanın, kanaat, tasavvur ve davranışlarındaki zikzaklar ise bir başarısızlık âmili ve bir felâkettir.

Mamafih, şüpheye düşen birisi için, şu hususlar üzerinde durulmasında fayda vardır:

135