Şeytanın, niyeti bozuk ve davranışları da fenâdır. Bir kere, isyanı şuurluca ve saptırması bilerektir. “Ben sana secde ile emretmişken, seni, secde etmekten alıkoyan neydi? O (İblis) dedi: Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın. Allah (celle celâluhu) buyurdu: İn oradan (cennetten) sana orada kibirlenmek gerekmez, çık. Çünkü sen, hor ve bayağı kimselerdensin. İblis: Bana ba’solunacak güne kadar mühlet ver, dedi. Allah da: Sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu.”2 Bu ilk isyan ve baş kaldırma, şuurluca bir cedel ve sonra da küfür yolunu seçmektir. İnsanlığı baştan çıkaracağına dair olan yeminleri ise, beşerin bitip tükenme bilmeyen dramının esasıdır.
Şeytanın, bu kararlılık ve niyetinden ötürüdür ki; onun düşmanlığı sayesinde uyanan bir kısım duygular, sahibi için faziletlere götürücü olsa bile, şeytan o gayretinden ötürü asla mükâfat alamayacaktır.
Netice olarak diyebiliriz ki, niyet mü’minin hayatında her şeydir. Ferdin ölü davranışlarına canlılık kazandıran o olduğu gibi, onun bütün bir ömrünü “bin veren” bir tarla hâline getiren de odur. Sınırlı bir dünya hayatında, ebedî saadete bakan bütün kapı ve pencereleri açan o olduğu gibi, ebedî tali’sizliği ve ebedî hüsranı hazırlayan da odur.
“Ameller niyetlere göredir.”3 muamele de amele göre cereyan edecektir.
Dipnotlar
- 2 A’râf sûresi, 7/12-16.
- 3 Buhârî, bed’ü’l-vahy 1; Müslim, imâret 155; Ebû Dâvûd, talâk 11.