İçeriğe geç

Yine bu itibarladır ki, sadece imanı hedef alan bir gidişin ilmi kaybetmesi ve sadece ilmi hedef alan bir gidişin de imanı ihmal ve kaybetmesi vuku bulacaktır.

Yine bu itibarladır ki, ilim ve cehil, ikrar ve inkâr, fazilet ve redaet, zulüm ve adalet, muhabbet ve nefret, mücadele ve barış içinde olma, gevşeklik ve atalet muhtevalı bir tevekküle dayalı yaşayış temposu ve davranış tarzına mukabil; her şeyi insanın yapabileceği inancına dayalı sabırsız bir sürat, haşin bir “bozup-yapma, yıkıp-kurma” ihtiras ve cinneti gibi esasların ve hâllerin peşi peşine gelmesi, münavebesi de vuku bulacaktır.

Yine bu itibarladır ki; hatta o Müstesna Varlık, beşerin Medar-ı İftiharı’nın öğrettikleri dahi unutulabilecek; ama mutlaka yeniden hatırlanıp yeniden öğrenilecektir. Keza; böyle bir cüzlere ayrılma, bir tahlil, bir çeşitlenme, bir çoklaşma sonunda, elbette bunda da bir yeniden ele alma bir terkip cereyan edecek ve elbette bir ilham, bir zuhur da olacaktır.

Bütün bunlar olmuştur, olmaktadır ve aralıksız olmaya devam edecektir. Hazreti Musa’ya, içtimaî ilimleri ve içtimaiyatın sıhhatle devamını mümkün kılacak olan emirler “On Emir”; Hazreti İsa’ya, beşerî münasebetlerde yumuşaklık, şefkat, muhabbet ve müsamaha, sabr u tahammül; Hazreti Peygamber’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) bütün bu hususlara ilave olarak ilim, irade, hikmet, muvazene, telif, terkip, özlü anlatma (icmal) ve eksiksiz ifade (tekmil) bahşedilmiş idi.

Bu itibarladır ki; Müslüman olmak diğerlerinden bir bakıma daha külfetli, daha mesuliyetli, ama bir o kadar da latîf ve yüksektir. Zira, içtimaî esaslar yanında, muhabbet ve müsamaha, hilm ü şefkat; sabr u tahammül yanında, ilim, irade, hikmet, denge, telifçi ve terkipçi olmak gibi daha yüksek hususiyetleri de gerektirmektedir.

6