Melâike ve ruhların temessülleri öteden beri bilinen şeylerdir. Başta nebiler olarak pek çok gönül erbabı bu mevzudaki müşâhedelerini anlatmış ve avamdan pek çok kimseyi de buna şahit göstermişlerdir.
Cebrail’in (aleyhisselâm) değişik suretlerde görünmesi ve hangi hâdise münasebetiyle gelmişse, o hâdiseye göre şekil alması; meselâ, vahiy esnasında elçilik vazifesine uygun bir şekilde; muharebe sırasında da bir muharip suretinde zuhur etmesi gibi durumlar, hep temessüle misal olabilecek şeylerdir. Meleğin temessülü hem çok, hem de umum melekler için vâkidir. Cibril (aleyhisselâm) Hazreti Dıhye (radıyallâhu anh) suretinde göründüğü2 gibi, ismini bilemediğimiz bir başka melek de “Uhud” harbinin en hareketli anında, Mus’ab b. Umeyr şekline girerek, Resulûllah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) önünde akşama kadar harbeder.3 Keza, pek çok melekler, Zübeyr b. Avvam suretinde, Bedir harbine iştirak ederek mü’minlerin kuvve-i mâneviyelerini takviyeye medar olurlar.4
Hak dostlarının buna benzer şekilde gayp âleminin erleriyle temasları sayılmayacak kadar çoktur. Hele rüyalar vasıtasıyla umum halka tezahürü, meselemize, inkâra meydan bırakmayacak şekilde kuvvet kazandırmaktadır. Hemen hemen herkes, bildiği, tanıdığı ve kendisiyle yakından alâkadar görünen bir ruhun, rüyalar vasıtasıyla kendisine yol gösterdiğine, ışık tuttuğuna şahit olmuştur. Ne var ki, bir kısım kimseler rüyaların ancak bir kısmı için bahis mevzuu olan “şuuraltı” meselesini tamim ederek bu işin de anlaşılmaz hâle getirilmesine çalışmaktadırlar: Veyl olsun cehalete!
Dipnotlar
- 2 Buhârî, menâkıb 22; Müslim, fezâilü’s-sahabe 100.
- 3 İbn Sa’d, et-Tabakatü’l-kübrâ 2/121.
- 4 Meleklerin inmesiyle alâkalı bkz.: Müslim, cihad 58; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân 3/560-561.