حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ 1 âyetinin gayet mühim bir hakikatını on beş mertebe ile beyan edecek bir risale olacaktı. Fakat hakikat ve ilimden ziyade zikir ve tefekkür ile münasebettar olduğundan şimdilik te'hir edildi. Çendan On Birinci Lem'a olan Mirkatü's-Sünne ve Tiryak-ı Marazü'l-Bid'a namındaki gayet mühim bir risale, Beşinci Lem'a namıyla bidayeten yazılmıştı. Fakat, o risale on bir nükte-i mühimmeye inkısam ettiğinden On Birinci Lem'a'ya girdi. Beşinci Lem'a açıkta kaldı.
ALTINCI LEM'A:.... 59
لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ 2 cümlesinin ifade ettiği çok âyâtın mühim hakikatını, yine on beş-yirmi mertebe-i fikriye ile beyan edecek bir risale olacaktı. Bu lem'a da Beşinci Lem'a gibi nefsimde hissettiğim ve harekat-ı ruhiyyemde zikr ve tefekkürle müşahede ettiğim mertebeler olduğundan ilim ve hakikattan ziyade zevk ve hâle medar olmak cihetiyle hakikat-ı lem'a içinde değil, belki âhirlerinde yazılması münasip görüldü.
YEDİNCİ LEM'A:.... 60
Sûre-i Feth'in âhirinde
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
لَقَدْ صَدَقَ اللهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِالْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَۤاءَ اللهُ اٰمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُؤُسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لاَتَخَافُونَ فَعَلِمَ مَالَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا هُوَ الَّذِۤى اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَكَفٰى بِاللهِ شَهِيدًا مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ وَالَّذِينَ مَعَهُۤ اَشِدَّۤاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَۤاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَاللهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِى وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرٰيةِ وَمَثلُهُمْ فِى اْلاِنْجِيلِ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْئَهُ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِهِ
Dipnotlar
- (Beşinci ve Altıncı Lem'a) Hazret-i Üstadımız, Yirmi Dokuzuncu Arabî Lem'anın Altıncı Babının haşiyesinde, bu iki cümle hakkında, "Bu iki mübarek kelâmın merâtibi, ilimden ziyade fikir ve zikir olduğundan, Arabî zikredildi" diye beyanda bulunmaktadır. حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُâyetinin hakikatine dair Dördüncü Şua olarak Hasbiye Risalesi namıyla sonradan Türkçe telif edilmiştir.Hz. Üstadın Hizmetkârları
- "Yüce ve büyük olan Allah'ın kudret ve gücünden başka kudret ve güç yoktur."