İçeriğe geç

kulluğa yakışır şekilde ona nezaret eden İsrafil (aleyhisselam) ve Azrail (aleyhisselam).. ve hayat dairesinde rahmetin en kuşatıcı, en geniş, en zevkli tecellisi olan rızıktaki Rahmanî ihsanlara nezaretle beraber şuursuz şükürleri şuur ile temsil eden Mikail (aleyhisselam) gibi meleklerin pek hayret verici mahiyetleri, varlıkları ve ruhların bekâsı; rubûbiyet saltanatının ve haşmetinin gereğidir. Onların ve her birinin hususi topluluklarının varlığı, kâinatta güneş gibi görünen saltanat ve haşmetin varlığı derecesinde kesindir, şüphesizdir. Meleklere ait başka maddeler bunlara kıyas edilsin…

Evet, yeryüzünde dört yüz bin canlı türünü yaratan, hatta en adi, çürük, kokuşmuş maddelerden ruh sahiplerini çoklukla var eden, her tarafı onlarla şenlendiren, sanat mucizeleri karşısında onlara dilleriyle

مَا شٓاءَ اللّٰهُ، بَارَكَ اللّٰهُ، سُبْحَانَ اللّٰهِ

dedirten ve rahmetinin ihsanlarına karşılık o hayvancıklara

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ، اَلشُّكْرُ لِلّٰهِ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ

diye zikrettiren celâl ve cemâl sahibi bir Kadir; elbette, hiç şüphesiz koca göklere münasip, isyan etmeyen ve daima kullukta bulunan sakinleri ve ruhanîleri yaratmış, gökleri şenlendirmiş, boş bırakmamış ve canlı türlerinden çok daha fazla, ayrı ayrı cinsleri meleklerden var etmiş ki, bir kısmı küçücüktür; yağmur damlalarına ve kar tanelerine binip Cenâb-ı Hakk’ın sanat ve rahmetini kendi dilleriyle alkışlıyor… Bir kısmı da birer seyyar yıldıza binip uçsuz bucaksız kâinatta seyahat halinde rubûbiyetin büyüklüğü, izzeti ve haşmeti karşısında tekbir ile “Lâ ilahe ilallah” diyerek Allah’ın birliğini duyurmakla kulluklarını âleme ilan ediyorlar.

Evet, Hazreti Âdem zamanından beri bütün semavî kitapların ve dinlerin, meleklerin varlığında ve kulluğunda ittifakları, bütün asırlarda meleklerle konuşmaların, sohbetlerin sayısız tevatür ile insanlar

99