İçeriğe geç

arasında vuku bulduğuna dair nakil ve rivayetler; görmediğimiz Amerika’daki insanların varlığı gibi meleklerin varlığını ve bizimle alâkadar olduklarını kesin ispat eder.

İşte şimdi gel, iman nuruyla bu küllî, ikinci meyveye bak ve onu tat; nasıl kâinatı baştan başa şenlendirip güzelleştirerek büyük bir mescide ve ibadethaneye çeviriyor… Fen ve felsefenin soğuk, cansız, karanlık, dehşetli göstermesine karşılık; canlı, şuurlu, ışıklı, dost, tatlı bir kâinatı göstererek bâki hayatın lezzetinin bir cilvesini müminlere –derecesine göre– dünyada da tattırıyor.

Tetimme: Nasıl ki vahdet ve ehadiyet sırrıyla kâinatın her tarafında aynı kudret, aynı isim, aynı hikmet, aynı sanatın bulunmasıyla Hâlık’ın birliği, tasarrufu, var etmesi, rubûbiyeti, hallâkıyeti yani yaratıcılığı ve kutsiyeti, küçük-büyük her bir sanatlı varlığın hal diliyle ilan ediliyor. Aynen öyle de, her tarafta melekleri yaratıp, her mahlûkun hal diliyle şuursuz yaptığı tesbihatı meleklerin dilleriyle kulluğa yakışır tarzda onlara yaptırıyor. Meleklerin hiçbir şekilde, emredilenin dışında hareketleri yoktur. Hâlis bir kulluktan başka hiçbir şey var edemezler ve emirsiz hiçbir müdahaleleri, hatta izinsiz şefaatleri dahi olmaz. Tam وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ ve بَلْ عِبَادٌ مُكْرَمُونَ sırrına mazhardırlar.

100