İçeriğe geç

ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat yönünü herkes göremez. Onun görünen yüzüne bakıp itiraz eder, şikâyete başlar. İşte bu haksız şikâyetlerin Rahîm-i Mutlak’a gitmemesi için, bu hikmete binaen, Azrail (aleyhisselam) ona perde olmuş. Aynen bunun gibi, bütün meleklerin, belki bütün görünen sebeplerin vazifesi, rubûbiyetin izzetine perde olmaktır. Ta ki güzelliği görünmeyen ve hikmeti bilinmeyen şeylerde ilahî kudretin izzeti, kutsiyeti ve rahmetinin kuşatıcılığı muhafaza edilsin.. ilahî kudret itiraza hedef olmasın.. ve kıymetsiz, önemsiz, merhametsiz şeylerle kudretin teması –zahiren– görünmesin.

Yoksa hiçbir sebebin hakiki tesiri ve hiçbir şeyin var etme kabiliyeti yoktur; her şeydeki tevhid mühürlerinin bunu kesin bir şekilde gösterdiğini Risale-i Nur sayısız deliliyle ispatlamıştır.

Yaratmak, var etmek O’na mahsustur. Sebepler yalnız bir perdedir. Melekler gibi şuur sahibi olanların elinde yalnız sınırlı iradeleriyle cüzî, bir şey var etmeden, kesb denilen yani gayretle, çalışarak elde edilen bir nevi fıtrî hizmetten ve amelle yapılan kulluktan başka bir şey yoktur.

Evet, izzet ve azamet ister ki, sebepler kudret elinin perdedârı olsun aklın nazarında.

Tevhid ve ehadiyet ister ki, sebepler ellerini çeksin hakiki tesirden...

İşte nasıl ki melekler ve hayırlı, varlığı netice veren işlerde istihdam edilen zahirî sebepler, güzelliği görünmeyen ve bilinmeyen şeylerde Cenâb-ı Hakk’ın kudretini kusurdan, zulümden muhafaza eder, O’nu takdis ve tesbihe birer vesiledir. Aynen öyle de, cinnî ve insî şeytanların ve zararlı maddelerin şerli, yokluğu netice veren işlerde kullanılması da yine Cenâb-ı Hakk’ın kudretini merhametsizlik ve zulümden, haksız itirazlardan ve şikâyetlere hedef olmaktan kurtarmakla O’nu takdise, tesbihe ve kâinattaki bütün kusurlardan temizliğine, münezzehliğine hizmet ediyor.

Çünkü bütün kusurlar yokluktan, kabiliyetsizlikten, tahripten, vazife yapmamaktan –ki birer hiçlik emaresidirler– ve varlığı netice vermeyen ademî yani yokluk âlemine bakan fiillerden geliyor. Bu şeytanî

96