Birinci Kelime
لٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ’ta şöyle bir müjde var: Sınırsız ihtiyaçları bulunan, sayısız düşmanın hücumuna hedef olan insan ruhu, şu sözde öyle bir yardım kaynağı bulur ki, bütün ihtiyaçlarını elde edeceği bir rahmet hazinesinin kapısı ona açılır. Öyle bir dayanak noktası bulur ki, şu söz onu bütün düşmanlarının şerrinden emin kılacak mutlak bir kudrete sahip Mabud’unu ve Hâlık’ını insana bildirir, tanıtır, Sahibini ve Mâlik’inin kim olduğunu gösterir. Ve o işaretle kalbi mutlak korku ve yalnızlıktan, ruhu elemli bir hüzünden kurtarıp insana ebedî bir ferahı, daimî bir sevinci kazandırır.
İkinci Kelime
وَحْدَهُ Şu kelimede şifalı, saadet veren bir müjde vardır. Şöyle ki, kâinattaki birçok varlık türüyle alâkadar olan ve bu alâkadarlık sebebiyle perişan bir şekilde, kargaşa içinde boğulmak derecesine gelen insan ruhu ve kalbi, وَحْدَهُ kelimesinde bir sığınak, bir kurtuluş vesilesi bulur. Bu kelime insanı bütün o kargaşadan, perişanlıktan kurtarır.
Yani وَحْدَهُ kelimesi mânen der ki: “Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onların karşısında alçalıp minnet altında kalma, onlara dalkavukluk edip boyun eğme, peşlerine düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme! Çünkü kâinatın Sultanı birdir, her şeyin anahtarı O’nun katında, her şeyin dizgini O’nun elindedir, her şey O’nun emriyle halledilir. O’nu bulursan her isteğini bulur, sınırsız minnet ve korkulardan kurtulursun.”
Üçüncü Kelime
لَا شَرِيكَ لَهُ Yani nasıl ki ulûhiyetinde ve saltanatında ortağı yoktur, Allah birdir, birden çok olamaz. Aynı şekilde, rubûbiyetinde, icraatında ve yaratmasında da ortağı yoktur. Bazen sultan bir olur, saltanatında ortağı bulunmaz fakat icraatında memurları onun ortağı sayılır ve huzuruna herkesin girmesini engellerler. “Bize de müracaat et!” derler.
Dipnotlar
- “Allah’tan başka ilah yoktur.”
- “O birdir.”
- “Ortağı yoktur.”