İçeriğe geç

aralıksız devam ettirmesinin binlerce hikmetinden birini anladı. Başka ayetleri de buna kıyasla.

Dördüncü Nokta: Kur’an, öyle hakikatli bir halâvet (tatlılık) göstermiş ki, en tatlı bir şeyden dahi usandıran çok tekrar, Kur’an’ı tilavet edenleri yani usulüne göre okuyanları değil usandırmak, belki kalbi çürümemiş ve zevki bozulmamış insanlar için tekrar okunması onun tatlılığını artırmıştır. Bu, eski zamandan beri herkesçe teslim edilmiş bir hakikattir, darbımesel hükmüne geçmiştir.

Hem Kur’an öyle bir tazelik, gençlik göstermiştir ve öyle gariptir, sıra dışıdır ki, on dört asır yaşadığı ve herkesin eline kolayca geçtiği halde, şimdi indirilmiş gibi tazeliğini koruyor. Her asır, onu kendine hitap ediyor gibi genç görmüş. Her ilim zümresi ondan her vakit istifade etmek için çokça, daima yanlarında bulundurdukları ve onun üslûbuna tâbi oldukları, uydukları halde Kur’an, üslûbundaki ve beyan tarzındaki farklılığı, sıra dışılığı aynen koruyor.

Beşincisi: Kur’an’ın bir kanadı geçmişte, bir kanadı gelecektedir; kökü ve bir kanadı önceki peygamberlerin ittifak ettikleri hakikatlerdir; bu, onları doğrulayıp destekler ve onlar da tevafukun hal diliyle bunu tasdik eder. Aynı şekilde, evliya ve asfiya gibi ondan hayat bulan meyveleri.. hayat bulup kemâle ermeleriyle mübarek şecerelerinin canlı, feyizli ve hakikate vesile olduğunu gösteren ve ikinci kanadının himayesi altında yetişen, yaşayan velâyetin bütün hak tarikatları.. İslamiyet’in bütün hakikatli ilimleri; Kur’an’ın hakkın ta kendisi, hakikatler kaynağı ve benzersiz kuşatıcılıkta bir harika olduğuna şahitlik eder.

Altıncısı: Kur’an’ın altı yönü nuranîdir, onun doğruluğunu ve hakkaniyetini gösterir. Evet,

• altında delil ve ispat direkleri

• üstünde i’caz mührünün parıltıları

• önünde ve hedefinde iki cihan saadeti hediyeleri

• arkasında dayanak noktası, semavî vahiy hakikatleri

• sağında istikamet üzere olan sayısız aklın delillerle tasdikleri

• solunda selim kalblerin ve temiz vicdanların ciddi, şüphesiz

imanları, samimi cezbe ve teslimleri

Kur’an’ın fevkalâde, harika, sağlam ve yeryüzünde hücum edilmez semavî bir kale olduğunu ispat eder. Aynen bunun gibi, altı

149