İçeriğe geç

bir hakikati inkâr eden dalâlet ehlinin ne derece hadsiz bir hata, bir cinayet işlediklerini ve nasıl sonsuz bir azaba müstahak olduklarını anladı. Ve o zâtları tasdik edip iman getirenlerin ne derece haklı ve hakikatli olduğunu bildi, imanın kutsiyetinin büyük bir mertebesi daha ona göründü.

Evet, peygamberlerin (aleyhimüsselam), o pek ciddi habercilerin Cenâb-ı Hak tarafından fiilen tasdik hükmünde olan sayısız mucizelerinden.. hakkaniyetlerini gösteren, düşmanlarına gelen pek çok semavî tokattan.. hak olduklarını gösteren şahsî kemâlât ve hakikatli talimatlarından.. doğru olduklarına şahitlik eden iman kuvvetlerinden, tam ciddiyetlerinden ve fedakârlıklarından.. ellerinde bulunan kutsî kitap ve suhuflarından.. ve yollarının doğru ve hak olduğuna şehadet eden, onlara uymakla hakikate, kemâl vasıflarına, nura ulaşan sayısız talebelerinden başka; müspet meselelerde icmâları, ittifakları, yanlışlığına ihtimal bulunmayacak derecede kesin haberleri, ispatta tevafukları, dayanışma ve uyumları öyle bir delil ve kuvvettir ki, dünyada hiçbir kuvvet bunun karşısına çıkamaz, bu hiçbir şüphe ve tereddüde yer bırakmaz. O yolcu, iman esaslarına bütün peygamberleri (aleyhimüsselam) tasdikin de dâhil olmasının sırrını, bu tasdikin büyük bir kuvvet kaynağı olduğunu anladı. Onların derslerinden imana dair çok feyiz aldı.

İşte o yolcunun zikredilen dersini ifade mânâsında Birinci Makam’ın sekizinci mertebesinde,

لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الَّذِي دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِه۪ فِي وَحْدَتِه۪: إِجْمَاعُ جَمِيعِ الْأَنْبِيَاءِ، بِقُوَّةِ مُعْجِزَاتِهِمُ الْبَاهِرَةِ الْمُصَدِّقَةِ الْمُصَدَّقَةِ.

denilmiştir.

Sonra imanın kuvvetinden yüce bir hakikat zevki alan talip yolcu, peygamber (aleyhimüsselam) meclisinden gelirken, ilmelyakîn suretinde kesin ve kuvvetli delillerle peygamberlerin (aleyhimüsselam)

129