imanın hakikatini göster.. yakîn zirveleriyle tanıştır; tanıştır da ihlâs ve samimiyet, fıtratlarının bir derinliği hâline gelmiş salih kullarının teveccühleri ölçüsünde bir teveccühle yüzlerimizi Sana çevirebilelim; Senin kapından başka hiçbir kapının dilencisi olmayalım ve Senden gayrı hiçbir şeye gizli-açık kullukta bulunmayalım.
Yâ Rab! Bütün maksutların ve mahbubların ötesinde yegâne matlup Sensin. Kalbler de perçemler de Senin elindedir. Bütün her şeyin, önünde-sonunda varıp dayanacağı biricik mercî’ de yine Sensin.
Kudretine ve merhametine hudut olmayan ululardan ulu Rabbimiz. Ömürleri vefa ettikçe dergâhının bendeleri olarak kalmaya, tâ elest bezminde söz vermiş yolunun bu yolcularını, bütün şek ve şüphelerden kurtulup imanî hiçbir meselede herhangi bir tereddüt ve kuşkuya düşmeyecek ölçüde tam bir yâkîn ile ve Sana sonsuz itimat ve güvene vesile olabilecek kıvamda hakiki bir tevekkülle donatmanı diliyoruz. Simalarımızı ve dünyanın dört bir bucağındaki kadın-erkek bütün kardeşlerimizin, sevenlerimizin, sevdiklerimizin nâsiyelerini esmâ-i hüsnanın ve sıfât-ı sübhaniyenin nurlarıyla tenvîr buyur ve pırıl pırıl hâle getir.. hepimizin üzerine marifet tecellîlerini yağmurun semadan inmesi gibi sağanak sağanak indir.. sürpriz nimetlerinle bizi de sevindir, ey sınırsız ikramlarıyla bütün varlığı donatan Atûf ve ey her zaman ilahî rahmetiyle muamele edip mahlukâtın bağrına da şefkat hissi dolduran Raûf.
Yüce Mevlâmız! Bizi ulu dergâhından göndereceğin gaybî zırhla öyle donat ki, Senin masum kullarına adavet beslemeyi bir meslek hâline getiren amansız ve emansızların elleri bize uzanamasın. Şayet, nefislerine zulmederek kendilerini kin, haset, düşmanlık ve zulüm gibi çirkin ve kaba sıfatların mahbusu hâline getirmiş o tali’sizlerin hidayetini murad buyuruyorsan en kısa zamanda onların kalblerini de İslâm, Kur’ân ve iman istikametinde yumuşat. Yok eğer ıslahları kâbil değilse, kalbleri de hakka, hakikate bütün bütün kapanmış ve kapkara hâle gelmişse, ellerine kelepçeler, ayaklarına da prangalar vur.. çirkin ve menfur emellerine ulaşmalarına asla fırsat verme. Habibinin ve ashabının yalvardığı gibi biz de yalvarıyoruz: Ne olur, bu âciz ve korunup kollanmaya muhtaç kullarını, mülhitlerin tecavüzünden, münafıkların şerrinden, fasıkların fitnesiden sıyanet buyur.
Ey ululuğu ve azametiyle beraber bize bizden daha yakın bulunan yüceler yücesi Rab! Talep ettiğimiz şeylerin biricik sahibi Sensin; her zaman acz u fakr ve ihtiyaçlarımızın ibresi de Seni gösteriyor; hâl böyle olunca biz başka hangi kapıya yönelebiliriz ki..
Bilerek ve bilmeyerek işlediğimiz hadd ü hesaba gelmeyecek kadar hata ve günahlardan dolayı Senden cüdâ düştük. Bu acınacak hâlimizi Sana arzediyor ve yakınlığını diliyoruz. Diliyoruz Rabbimiz zira biliyoruz ki, Senin lütf u keremin sadece mukarrebîne has değildir; bilakis Sen şayet dilersen bizler gibi isyan vadilerinde dolaşan kullarına da ihsanda bulunur ve nimetlerini sağanak sağanak yağdırırsın. Yağdırırsın zira rahmeti her zaman gazabının önünde olan Rahman ve sevdiği kullarını, zâlimlerin, fâcirlerin, fâsıkların, münafıkların ve mülhidlerin acımasızlığına asla terketmeyen Rahîm Sensin.
Ey selamet ve esenliğin kaynağı, biricik melceimiz, yegâne Rabbimiz. Biz mücrim kullarını bütün yaramaz ve uygunsuz düşünce ve davranışlardan sıyanet buyur.. topyekün bela ve musibetlerden koru.. dünyada da, âhirette de utanç verici, yüz kızartıcı, rezil rüsvâ edici hâllere düşmekten muhafaza et.
Ya Mevlânâ ve ya İlâhenâ! Biliyor ve inanıyoruz ki, Sen, kullarının ibadet ü tâatına asla ve kat’a muhtaç olmadığın gibi, onların işlediği masiyetler de Senin ululuğuna asla zarar veremez. Ne olur, bahtına düştük, kasden ya da min gayr-i kasdin, içine düştüğümüz kusurlardan dolayı bizi muâheze etme. İhlas-ı tâmma mazhar olmuş kullarının arasına bizi de al ve ibadetlerimizin riya ve süm’a gibi virüslerle kirlenmesine izin verme.
Ey bütün mevcûdâtın yaratıcısı ve yaşatıcısı olan Yüce Allahımız! Sen Zât-ı Ecell-i A’lâsına hiçbir arazın ârız olamadığı, gücünü, kuvvetini hiçbir çerçevenin kuşatamadığı ve hiçbir beyanın Kendisini hakkıyla ifade edemediği yegâne Zâtsın. Bütün âleme yerleştirdiği alâmetlerle seyyarelerden zerrelere kadar topyekün mahlûkat tarafından eksiksiz bilinip tanınan ve varlığı kendinden olan Mevcûd-u Hakîkî de yine Sensin. Hiçbir delil ve hiçbir burhan mevcudiyetini ispata kâfî gelemez. Varlığını, kullarının kalblerine yerleştirdiğin imanla duyuran ve varlık âlemindeki her şeyden daha ayan olan Sensin. Biz, Senin kapıkulların, varlığımızı Sana borçlu olduğumuz gibi, onun devamı da yine Senin devam ettirmenle mümkün olmaktadır. İşte bu hislerle Sana yöneliyor, Sana tevekkül ediyor, kudretinin azametine, ilminin ihatasına,