İçeriğe geç

Evet, Cenâb-ı Hakk’ın kelâm sıfatından gelen beyanını okuyup, anlayıp, itaat ve inkıyatta bulunmak bir vecibe olduğu gibi, ilmiyle planlayıp, kudret ve meşîetiyle de var edip ortaya koyduğu topyekün eşya ve hâdiselerde tanınıp anlaşılması, anlaşılıp mutabakat yollarının tespit edilmesi vazgeçilmesi imkânsız bir esastır. Evet, O’nun kelâm sıfatından gelen Furkân-ı Azîmüşşân, bütün varlığın ruhu, dünya ve ukbâ saadetinin biricik kaynağı; kâinat kitabı da bu gerçeğin cesedi, temsili ve hâvi bulunduğu değişik ilim dalları itibarıyla, dünya hayatının doğrudan doğruya, ukbâ hayatının da dolayısıyla çok önemli bir dinamiğidir. Bu itibarla, her iki kitabın da iyi anlaşılıp pratiğe dönüştürülmesinin, sonra da bütün bir hayatın onların üzerinde örgülenmesinin mükâfatı; onları ihmal etmenin, görmezlikten gelmenin, hatta uygun şekilde yorumlayamamanın ve hayata geçirememenin de cezası söz konusudur.

33