Ruh-beden Yörüngeli̇ Bi̇r Tati̇l
Hayır dairesi içinde bile olsa yapılan işlere bazen renklilik kazandırılmazsa monotonluktan ötürü bıkkınlık olabilir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), seâmet (bıkkınlık) hâsıl edecek şekilde kendilerini ibadete verenlere mâni olmuştur.
Bu vak’anın kahramanlarından birisi, kadınlık dünyasının sultanlarından Zeynep binti Cahş Validemiz’dir. O, ezvâc-ı tâhirât içinde ibadet ü taate düşkünlüğü ve cömertliği ile meşhur bir kadındı. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), ne yaparsa o da onu yapardı. Soylu bir aileye mensup olan Hz. Zeynep Validemiz, Kureyş’in şereflilerindendi. Belki bunun vermiş olduğu bir ruh hâliyle Hz. Zeyd ile evlendiği zaman bir iç hazımsızlık yaşamıştı. Esasen o, Efendimiz’e zevce olacak bir kadındı ki, “Biz onu sana nikâhladık.”1 âyetinin ifadesiyle Cenâb-ı Hak, onların nikâhlarını gökte kıymıştı.
Hz. Zeynep Validemiz, ibadet ü taate o kadar düşkün idi ki, yorulduğu zaman düşmemek için tutunmak maksadıyla mescitteki iki direk arasına bir ip germişti ve ona dayanıyordu. Bu ipi gören Allah Resûlü ikaz sadedinde şöyle buyurmuşlardı:
“Çözün o ipi, yorulunca istirahat etsin ve dinlendikten sonra ibadet yapsın. Siz bıkkınlık göstermedikten sonra –müteşabih bir ifade– Allah bıkkınlık göstermez ve istediğinizi verir.” Başka bir defasında ise O: “Uyku ile kılacağınız namazda, lehinizde yapacağınız duayı aleyhinizde de yapma ihtimali var.” buyurarak istirahat ettikten sonra ibadet etmeyi tavsiye buyurmuştu.