İtikâf, günümüzde maalesef unutulmaya yüz tutan sünnetlerdendir. Bugün bu sünneti ifa etmeye çalışan bazı kimseler var ise de onların da tam olarak ruhuna uygun bir itikâf yaptıkları söylemek zordur. Çünkü itikâfta asıl olan, dünyadan tamamen sıyrılarak halvet hayatı yaşamak ve Cenâb-ı Hak tarafından görülüyor olma mülâhazasını derinden derine hissedebilmektir. Orada az yeme, az içme, hayrete varma, fani olma, O’nu (celle celâluhu) bulma esastır.
Keşke imkân olsa da içinde, Ramazan’larda itikâf yapmaya uygun bölümleri de olan camiler inşa edilebilse. Hem kadınlara hem de erkeklere ayrılan bölümlerin olduğu, bütün ihtiyaçlarını rahatça giderebilecekleri, kolaylıkla abdest alıp ibadetlerini yapabilecekleri, her bir odasında 3-4 insan olmak üzere yüz kişinin, ikiyüz kişinin itikâflarını yapabilecekleri camiler…
6. İnfakta Bulunma
Ramazan, gecesiyle gündüzüyle en verimli şekilde değerlendirilmesi gereken bir aydır. Onu değerlendirme yollarından birisi de bol bol infakta bulunmaktır.
Daha evvel de naklettiğimiz üzere, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ramazan’ını anlatan İbn Abbâs hazretleri şöyle der:
“Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu anlar da Ramazan’da Hazreti Cebrail’in (aleyhisselâm) kendisi ile buluştuğu zamanlardı. Cebrail (aleyhisselâm), Ramazan’ın her gecesinde Efendimiz’le bir araya gelir, (karşılıklı) Kur’ân okurlardı. Bundan dolayı Resûlullah bu günlerde, esmek için engel tanımayan bereketli rüzgârdan daha cömert olurdu.”56